<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>peygamber.biz &#124; peygamber &#124; peygamberler &#124; din &#124; islam &#124; musluman &#187; admin</title>
	<atom:link href="http://www.peygamber.biz/author/admin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.peygamber.biz</link>
	<description>Turkiyenin En Buyuk Dini Web Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 25 Jun 2010 15:27:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Hz Yusuf 1.Bölüm</title>
		<link>http://www.peygamber.biz/videolar/dini-filmler/hz-yusuf-1-bolum.html</link>
		<comments>http://www.peygamber.biz/videolar/dini-filmler/hz-yusuf-1-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 May 2010 02:18:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[hz yusuf full izle]]></category>
		<category><![CDATA[hz yusuf izle]]></category>
		<category><![CDATA[yusuf izle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.peygamber.biz/?p=589</guid>
		<description><![CDATA[H Z . YUSUF A.S. Kurân’da adı geçen Beni İsrail peygamberlerinden biri. Hz. Yûsuf Kurân’da adi geçen peygamberlerden birisi olup, Yakub Peygamberin oğludur. Nesebi Hz. İbrahim’e kadar varır (Kamil Miras, Tecrit Tercümesi, IX, 139). Kur’ân-ı Kerîm’de kendi adını taşıyan bir sûre vardır. Tamamı 111 âyet olan bu sûrenin 98 âyeti (4-101) Hz. Yûsuf’tan bahseder. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>H Z . YUSUF A.S.</p>
<p>Kurân’da adı geçen Beni İsrail peygamberlerinden biri.</p>
<p>Hz. Yûsuf Kurân’da adi geçen peygamberlerden birisi olup, Yakub Peygamberin oğludur. Nesebi Hz. İbrahim’e kadar varır (Kamil Miras, Tecrit Tercümesi, IX, 139).</p>
<p>Kur’ân-ı Kerîm’de kendi adını taşıyan bir sûre vardır. Tamamı 111 âyet olan bu sûrenin 98 âyeti (4-101) Hz. Yûsuf’tan bahseder. Bu âyetlerde anlatıldığına göre Hz. Yûsuf’un hayat hikâyesi özetle şöyledir:</p>
<p>Hz. Yûsuf’un on bir tane erkek kardeşi vardı. Yûsuf fevkalâde güzel ve son derece zekî idi. Babaları Hz. Yakub en çok Yûsuf’u seviyordu. Bu sevgiyi ağabeyleri kıskanıyorlardı.</p>
<p>Yûsuf (a.s) bir gece rüyasında on bir yıldızn, Güneş ve ayin kendisine secde ettiklerini gördü. Bu rüyayı babasına anlattı. Babası rüyanın, Hz. Yûsuf’un büyük bir adam olacağına işaret olduğunu anladı ve Yûsuf’a rüyasını ağabeylerine anlatmamasını tembihledi. Ancak, ağabeyleri bundan haberdar oldular ve Yûsuf’u öldürüp bir yere atmayı plânladılar. Babalarından izin alarak, gezip eğlenmek bahanesiyle Yûsuf’u alıp kırlara,götürdüler. Onu bir kuyuya attılar, gömleğini da kana bulayarak, “Yûsuf’u kurt kaptı” diye babalarına yalan söylediler.</p>
<p>Kuyunun yanından geçmekten olan bir kafile Yûsuf’u buldu ve köle olarak satmak üzere alıp, Mısır’a götürdüler. Orada az bir fiyatla onu Azîz (maliye bakanı)’e sattılar.</p>
<p>Azz’in hanımı Yûsuf’a göz koydu. Onu kendisiyle beraber olmaya çagırdı. Yûsuf (a.s) bunu kabul etmeyince, ona iftira edip kocasına şikayet etti ve hapse attırdı.</p>
<p>Hz. Yûsuf senelerce hapiste kaldı. Orada hükümdarın şerbetçisi ve aşçısı ile tanıştı. Onların gördükleri rüyaların yorumunu yaptı. Birisinin, kurtulup efendisinin hizmetine devam edeceğini, diğerinin ise öldüreceğini söyledi. Sonunda dediği çıktı. Hz. Yûsuf, kurtulana, kendisini efendisinin yanında anmasını istedi.</p>
<p>Hükümdar bir gece rüyasında yedi zayıf ineğin yedi semiz ineği yediğini ve yedi yeşil başakla yedi kuru başak gördü. Bu rüyanın yorumunu yaptırmak istedi. Hz. Yûsuf’un rüya yorumu yaptığını örgendi ve onu hapisten çıkarıp, rüyasını anlattı. Hz. Yûsuf, yedi sene bolluk olacağını, peşinden gelen yedi senenin ise kıtlıkla geçeceğini söyledi. Bunun üzerine hükümdar, Hz. Yûsuf’u maliye bakanlığına getirdi. Yûsuf (a.s) bolluk yıllarında bütün ambarları zahire ile doldurttu; kıtlık yılları gelince bu zahireyi halka dağıtmaya başladı. Ayni kıtlık, Hz. Yûsuf un babasının memleketi olan Ken’an diyarında da yaşandı.</p>
<p>Yûsuf (a.s)’un kardeşleri de zahire almak için iki kez Ken’an ilinden Mısır’a geldi. Sonunda Yûsuf (a.s) kardeşlerine kendini tanıttı ve onları affettiğini belirterek, “Bugün azarlanacak değilsiniz, Allah sizi bağışlar, o merhametlilerin merhametlisidir” (Yûsuf, 92) dedi. Yûsuf (a.s), babası, annesi ve kardeşlerinin tamamını Mısır’a davet etti.</p>
<p>Ailesi Mısır’a vardığında Yûsuf (a.s) anne ve babasını tahta oturttu; diğer on bir kardeşi ise Hz. Yûsuf’un önünde eğildiler. O zaman Yûsuf (a.s); “Babacığım, işte bu vaktiyle gördüğüm rüyanın çıkışıdır; Rabbim onu gerçekleştirdi. şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni hapisten çıkaran, sizi çölden getiren Rabbim, bana pek çok iyiliklerde bulundu. Doğrusu Rabbim, dilediğine lütufkârdır. O şüphesiz, bilendir, hâkimdir” (Yûsuf,100) dedi. Bu şekilde İsrail oğulları, Filistin’den Mısır’a gelip yerleşmiş oldu. Bir süre sonra Yakub (a.s) vefat etti. Yûsuf (a.s), Allah Teâlâ’ya söyle münacatta bulundu: “Rabbim, bana hükümdarlık verdin, rüyaların yorumunu öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaratanı! Dünya ve âhirette koruyanım sensin! Benim canımı, Müslüman olarak al! Ve beni iyilere kat!” (Yûsuf, 101). Yûsuf (a.s)’un hayat hikayesi Kur’ânı Kerîm’de “Ahsenü’l-Kasas, Kıssaların en güzeli” ünvanını aldı. Pek çok olayları içeren bu hayat hikâyesi için Allah Teâlâ söyle buyurdu: Ândolsun ki, Yûsuf ve kardeşlerinin olayında, soranlara nice ibretler vardır” (Yûsuf, 7).</p>
<p>Yûsuf (a.s)’un defnedildiği yer, rivâyetlere göre, İbrahim (a.s)’in medfun bulunduğu Kudüs yakınlarında Halilü’r-Rahman kasabasındadır.</p>
<div><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="512" height="322" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="AllowScriptAccess" value="always" /><param name="bgcolor" value="#000000" /><param name="flashVars" value="id=15497299&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;thumbUrl=&amp;embed=1" /><param name="src" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" /><param name="flashvars" value="id=15497299&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;thumbUrl=&amp;embed=1" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="512" height="322" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" flashvars="id=15497299&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;thumbUrl=&amp;embed=1" bgcolor="#000000" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.peygamber.biz/videolar/dini-filmler/hz-yusuf-1-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İYİLİK, SILA VE EDEPLER</title>
		<link>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/iyilik-sila-ve-edepler.html</link>
		<comments>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/iyilik-sila-ve-edepler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 19:02:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis-i Serifler]]></category>
		<category><![CDATA[edep]]></category>
		<category><![CDATA[edepler]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[sıla]]></category>
		<category><![CDATA[SILA VE EDEPLER]]></category>
		<category><![CDATA[sılai rahim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.peygamber.biz/?p=563</guid>
		<description><![CDATA[İYİLİK, SILA VE EDEPLER Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatır: Allah Resulü&#8217; ne bir kimse geldi ve: Benim güzel hizmet ve ülfet etmeme insanlar içinde en layık ve en haklı olan kimdir? diye sordu. Allah Resulü: Anandır buyurdu. Sonra kimdir? dedi. Allah Resulü: Sonra anandır buyurdu. Sonra kimdir? dedi. Allah Resulü: Sonra anandır buyurdu. Sonra kimdir? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>İYİLİK, SILA VE EDEPLER</p>
<p></strong>Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatır:<br />
Allah Resulü&#8217; ne bir kimse geldi ve: Benim güzel hizmet ve ülfet etmeme insanlar içinde en layık ve en haklı olan kimdir? diye sordu. Allah Resulü: Anandır buyurdu. Sonra kimdir? dedi. Allah Resulü: Sonra anandır buyurdu. Sonra kimdir? dedi. Allah Resulü: Sonra anandır buyurdu. Sonra kimdir? deyince Allah Resulü: Sonra babandır, buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4621</p>
<p>Abdullah b. Amr b. As (r.a.) şöyle dedi:<br />
Bir adam cihada gitmek hususunda izin istemek için Peygamber&#8217; e (a.s.) geldi. Peygamber: Anan baban sağ mıdırlar? diye sordu. Evet, dedi. Peygamber: Şu halde sen (evvela) onlar için çalış buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4623</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; nin (r.a.) anlattığına göre:<br />
Cureyc, bir manastırda ibadet ediyordu. Derken annesi geldi. Humeyd dedi ki: Ebu Rafi&#8217; , Allah Resulü&#8217; nün Cureyc&#8217; in annesinin, Cureyc&#8217; i çağırdığı sıradaki hâlini, kadının elini kaşının üstüne nasıl koyduğunu, sonra da oğlunu çağırırken başını nasıl kaldırdığını tarif etmesini Ebu Hureyre&#8217; nin nasıl gösterdiğini bize vasfetti. Sonra kadın: Ey Cureyc! Ben senin ananım. Benimle konuş dedi. Annesi ona namaz kılarken tesadüf etmişti. Bunun üzerine Cureyc: Allahım! Biri annem, biri namazım? diye düşündü ve neticede namazını tercih etti. Cevap alamayınca anası geri döndü. Sonra ikinci defa çağırmaya geldi ve: Ey Cureyc! Ben senin annenim; benimle konuş, dedi. Cureyc yine kendi kendine: Allahım! Annem ve namazım? dedi ve yine namazını tercih etti. Bunun üzerine annesi: Allahım! Şüphesiz ki bu benim oğlum Cureyc&#8217; dir. Kendisiyle konuştuğum halde o benimle konuşmaktan çekinmiştir. Allahım! Sen ona fahişeleri göstermedikçe canını alma, dedi. Allah Resulü: Eğer annesi onun aleyhine fitneye uğratılmasını dua etmiş olsaydı Cureyc muhakkak fitneye uğratılırdı, buyurdu. Allah Resulü devamla şöyle dedi: Bir koyun çobanı vardı ki bunun manastırına sığınırdı. Bir gün köyden bir kadın çıkmış. Çoban bu kadınla zina etmiş. Kadın gebe kaldı ve sonunda bir oğlan doğurdu. Kadına: Bu nedir? diye sorulduğunda kadın: Şu manastırın sahibindendir, dedi. Bunun üzerine halk baltaları ve çapaları ile manastıra geldiler ve Cüreyc&#8217; e seslendiler. Fakat onu namaz kılarken çağırdıkları için, Cüreyc onlarla konuşmadı. Bunun üzerine onun manastırını yıkmaya başladılar. Cüreyc bunu görünce onların yanına indi. Halk Cureyc&#8217; e: Şu kadına sor dediler. Cureyc, gülümsedi. Sonra da çocuğun başını eliyle sıvazlayıp: Senin baban kim? diye sordu. Çocuk: Babam koyun çobanıdır diye cevap verdi. Halk çocuktan bunu işittiklerinde: Biz senin manastırından yıktığımız yerleri altın ve gümüşle bina edelim dediler. Cureyc: Hayır, eskiden olduğu gibi onu tekrar topraktan yapınız deyip yukarıya çıktı.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4625</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: Allah, mahlûkatı yaratıp bunların takdiratını tamamlayınca, akrabalık ayağa kalkarak: (Ya Rabbi!) Burası, akrabalık münasebetlerini kesmekten sana sığınanların makamıdır dedi. Cenab-ı Hak: Evet. Sana sıla yapana benim de sıla yapmama; senden alâkayı kesenlerden benim de kesmeme razı olmaz mısın? buyurdu. Akrabalık: Evet, diye cevap verdi. Yüce Allah: &#8220;Bu sana verilmiştir&#8221; buyurdu. Bundan sonra Allah Resulü: İsterseniz şu ayetleri okuyunuz buyurdu: Geri dönerseniz hemen yeryüzünde fesat çıkaracak, akrabalık bağlarınızı keseceksiniz, öyle mi? Onlar öyle kimselerdir ki Allah onları lânetlemiş, sağırlaştırmış ve gözlerini kör etmiştir. Onlar Kur&#8217; an&#8217; ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalblerinde kilitler mi var?<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4634</p>
<p>Hz. Aişe&#8217; nin (r.ah.) rivayet ettiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Rahim Arşa asılmış der ki: Beni gözeteni Allah gözetsin, beni terk edeni Allah terk etsin&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4635</p>
<p>Cubeyr b. Mut&#8217; im&#8217; den (r.a.) nakledildiğine göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.): &#8220;Akraba ziyaretini kesen kimse Cennete giremez&#8221; buyurmuştur.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4636</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyururken işittiğini söylemiştir: &#8220;Her kim rızkının bollaştırılmasını yahut ecelinin geciktirilmesini arzu ederse, sıla-i rahim yapsın.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4638</p>
<p>Enes b. Malik&#8217; ten (r.a.) rivayet edildiğine göre:<br />
Resulü (a.s.): &#8220;Biribirinize kin tutmayın, biribirinizle hasetleşmeyin, biribirinizden sırt çevirmeyin. Ey Allah&#8217; ın kulları! kardeşler olunuz. Bir müslümanın din kardeşine küsüp, üç günden fazla ayrı durması helal değildir&#8221; buyurmuştur.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4641</p>
<p>Ebu Eyyûb Ensari&#8217; den nakledildiğine göre:<br />
Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Bir müslümanın din kardeşine üç günden fazla küsüp ayrı durması helal olmaz. Birbirleriyle karşılaştıklarında birisi yüzünü şu tarafa çevirir, öbürüsü de öte tarafa çevirir. Halbuki bunların en hayırlısı önce selam vermeye başlayandır.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4643</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.) bildirildiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Su-i zandan çekininiz. Çünkü su-i zan sözlerin en yalanıdır. Birbirinizin eksikliğini görmeye ve işitmeye çalışmayınız. Birbirinizin özel hayatını araştırmayınız. Menfaatte bencillik yapmayınız. Hasetleşmeyiniz. Birbirinize nefret etmeyiniz. Birbirinize arka dönmeyiniz. Ey Allah&#8217; ın kulları! Hepiniz kardeşler olunuz.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4646</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.)<br />
&#8220;Hastalığı, Allah Resulü&#8217; nden (a.s.) daha şiddetli olan hiçbir kimse görmedim&#8221; dedi.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4662</p>
<p>Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle anlatır:<br />
Allah Resulü&#8217; nün huzuruna girdim; kendisi şiddetli hasta idi. Elimle ona dokundum ve: Ey Allah&#8217; ın Resulü! Siz gerçekten çok ızdırap çekiyorsunuz dedim. Allah Resulü (a.s.): Evet Ben sizden iki kişinin çektiği kadar şiddetli bir ızdıraba maruz bulunuyorum dedi. Ben: Bu yüzden sizin için muhakkak iki kat ecir vardır, dedim. Bunun üzerine Allah Resulü: Evet dedikten sonra şöyle buyurdu: &#8220;Kendisine hastalık ve daha başka neviden herhangi bir eza isabet eden hiçbir Mümin yoktur ki Allah bu eza sebebiyle onun günahlarını, ağacın yapraklarını döktüğü gibi dökmesin.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4663</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.)<br />
Allah Resulü&#8217; nü (a.s.) şöyle buyururken işittiğini söylemiştir: &#8220;Kendisine bir diken yahut ondan büyük bir şey batan hiç bir müslüman yoktur ki onun sebebiyle kendisine bir derece verilmesin ve bir günahı silinmesin.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4664</p>
<p>Ebu Saîd Hudrî,<br />
Allah Resulü&#8217; nü şöyle buyururken işitmiştir: &#8220;Müslümana bir ağrı, bir meşakkat, bir hastalık, bir üzüntü, hatta kendisini bunaltan bir iç sıkıntısına varıncaya kadar herhangi bir şey isabet ederse günahlarından bir kısmı yokedilir.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4670</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatır:<br />
Her kim bir kötülük yaparsa onun cezasını görürayeti nazil olunca bu ayet müslümanlara çok ağır geldi. Bunun üzerine Allah Resulü şöyle buyurdu:, &#8220;İşlerde orta bir yol tutunuz, daima doğru olanı arayınız. Müslümanın başına gelen her musibette bir keffaret vardır. Hatta meydana gelen bir sıyrıkta, yahut batan bir dikende bile.&#8221;</p>
<p>Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4671</p>
<p>Atâ b. Ebu Rebah<br />
İbn Abbas bana: Sana Cennet kadınlarından bir kadın göstereyim mi? dedi: Ben de evet göster dedim. İbn Abbas şöyle dedi: Şu siyah kadındır. Bu kadın bir kere Peygamber&#8217; e geldi ve: Ben sara hastalığına tutuluyorum, sara tuttuğu zaman üzerimi açıyorum. Allah&#8217; a benim için dua ediver dedi. Allah Resulü (a.s.): İstersen hastalığına sabret. Bunun mukabilinde sana Cennet vardır. İstersen sana şifa vermesi için Allah&#8217; a dua edeyim buyurdu. Kadın: Sabrederim, ancak ben açılıyorum. Allah&#8217; a dua et de açılmayayım, dedi. O da kendisine dua etti.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4673</p>
<p>Abdullah b. Ömer (r.ahm.)<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Muhakkak ki zulüm Kıyamet gününde meşakkattir&#8221; buyurdu, demiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4676</p>
<p>İbn Ömer&#8217; den (r.ahm.) rivayet edildiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez ve onu tehlikeye atmaz. Her kim bir kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir. Her kim bir müslümanın sıkıntısını giderirse, Allah da o kimseden Kıyamet gününün sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir. Her kim bir müslümanın kusurunu örterse, Allah da Kıyamet gününde onun kusurunu örter.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4677</p>
<p>Ebu Musa&#8217; nın (r.a.) anlattığına göre:<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Şüphesiz Aziz ve Celil Allah zalime mühlet verir. Ama bir de onu yakalarsa bırakmaz&#8221; buyurdu. Sonra da: Rabbin, zulmeden memleketlerin halkını yakaladığı zaman böyle yakalar; yakalaması da şidettli ve elimdirayetini okudu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4680</p>
<p>Cabir&#8217; in (r.a.) anlattığına göre:<br />
Biri Muhacirlerden, öbürü de Ensar&#8217; dan iki genç biribiriyle dövüştü. Derken Muhacir yahut Muhacirler Ey Muhacirler! Yetişin! diye bağırdı. Ensari de: Ey Ensar, Yetişin! diye seslendi. Bunun üzerine Allah Resulü (a.s.) dışarı çıktı ve: &#8220;Ne bu cahiliyet ahalisinin davası?&#8221; diye sordu. Orada bulunanlar: Hayır, öyle birşey yok ya Resulüllah! Yalnız şu iki genç dövüşmüş de, biri diğerinin kıçına vurmuş, dediler. Allah Resulü: &#8220;O halde zararı yok. Kişi, zalim olsun, mazlum olsun kardeşine yardım etsin. Eğer kardeşi zalim ise onu zulmünden alıkoysun. Şüphe yok ki bu da o zalim için bir yardımdır. Kardeşi mazlum olmuş ise ona da yardım etsin&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4681</p>
<p>Ebu Musa&#8217; nın (r.a.) anlattığına göre:<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Müminin Mümine bağlılığı, birbirini perçinleyen bina gibidir&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4684</p>
<p>Numan b. Beşir (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: &#8220;Birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımada, birbirlerine şefkât hususlarında müminlerin misali, vücut gibidir. O vücuttan bir organ hastalanınca vücudun diğer azaları, uykusuzluk ve ateşle ona katılmaya çağrışırlar.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4685</p>
<p>Hz. Aişe&#8217; nin (r.ah.) ifade ettiğine göre:<br />
Bir kimse Peygamber&#8217; in huzuruna gelmek için izin istedi. Peygamber: &#8220;Ona izin veriniz. O, aşiretin ne kötü oğludur, yahut aşiretin ne kötü kişisidir&#8221; buyurdu. O kimse yanına girince Peygamber ona karşı yumuşak sözler söyledi. Aişe Ey Allah&#8217; ın Resulü! Onun için söylediğini söyledin. Sonra da ona yumuşak konuştun? diyerek bunun sebebini sordum. Allah Resulü (a.s.): &#8220;Ey Aişe! Kıyamet günü Allah katında mevkii bakımından insanların en şerlisi kötülüğünden korunmak için insanların veda ettiği veya terk ettiği kimsedir&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4693</p>
<p>Hz. Aişe&#8217; nin (r.ah.) anlattığına göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Ey Aişe! Şüphesiz ki Allah Refik&#8217; tir. Rıfkı (yumuşak huyluluğu) sever. Şiddet (sertlik ve kabalık) ve başka hiçbir şey için vermediğini rıfka verir.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4697</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; nin (r.a.) anlattığına göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle dua etti: &#8220;Allahım! Ben ancak bir insanım. Müslümanlardan herhangi bir kimseye ağır söz söylemiş, lânet etmiş, veya vurmuş isem bunları onun için bir temizlik ve rahmet kıl.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4706</p>
<p>Ümmü Külsum bt. Ukbe (r.ah.)<br />
Hz. Peygamber&#8217; i (a.s.): &#8220;İnsanların arasını düzelten, bunun için hayırlı söz söyleyen ve hayırlı söz ulaştıran kimse yalancı değildir&#8221; buyururken işitmiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4717</p>
<p>Abdullah b. Mesûd (r.a.)<br />
Hiç şüphesiz Muhammed (a.s.) &#8220;Adh&#8217; ın ne olduğunu size haber vereyim mi? O, insanlar arasında koğuculuktur, insanlar arasında söz taşıyıp yaymaktır&#8221; buyurdu. Ve yine hiç süphesiz Muhammed (a.s.) &#8220;Muhakkak ki kişi doğru söyleye söyleye nihayet Sıddık (pek doğru sözlü olarak) yazılır. Ve yalan söyleye söyleye de nihayet yalancı yazılır&#8221; buyurdu, demiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4718</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.) rivayet edildiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Pehlivan, herkesi yenen kimse değildir. Pehlivan ancak öfke zamanında kendini tutan kimsedir&#8221; buyurmuştur.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4723</p>
<p>Süleyman b. Surad&#8217; ın (r.a.) anlattığına göre:<br />
İki kişi Peygamber&#8217; in yanında birbirlerine sövdüler. Bunlardan birinin gözleri kızarmaya ve şah damarları şişmeye başladı. Bunun üzerine Allah Resulü (a.s.): &#8220;Ben bir kelime biliyorum ki eğer şu kimse o kelimeyi söylese bu hâl ondan giderdi. O kelime: &#8220;Kovulmuş şeytandan Allah&#8217; a sığınırım&#8221; sözüdür, buyurdu. Buna karşılık o öfkeli kimse: Yoksa bende bir delilik mi görüyorsun?&#8221; dedi.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4725</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Biriniz kardeşi ile kavga ettiği zaman yüze vurmaktan çekinsin&#8221; buyurdu, demiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4728</p>
<p>Cabir&#8217; in (r.a.) anlattığına göre:<br />
Bir adam okları ile mescide uğradı. Allah Resulü (a.s.) ona: &#8220;Okların demirlerinden tut (da kimseye dokunmasınlar) &#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4736</p>
<p>Ebu Musa&#8217; dan (r.a.) nakledildiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Sizden biriniz elinde oklarla bir mescit yahut bir çarşıdan geçerse, okların demirlerinden tutsun, sonra okların demirlerinden tutsun, sonra okların demirlerinden tutsun.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4739</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatır:<br />
Ebu&#8217; l-Kasım (a.s.): &#8220;Her kim kardeşine bir demir parçası ile işaret ederse, hiç şüphesiz ana baba bir kardeşi olsa da bırakıncaya kadar melekler ona lânet eder&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4741</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.)<br />
Resulü&#8217; nden (a.s.) şunları işittiğini söylemiştir: &#8220;Cibrîl bana komşu hakkına riayet olunmasını o kadar vasiyet etti ki, onu mutlaka mirasçı yapacak sandım.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4756</p>
<p>İbn Ömer (r.ahm.),<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Cibrîl, bana komşuyu o derece tavsiyede bulundu ki onu mutlaka mirasçı yapacak zannettim&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4757</p>
<p>Ebu Musa (r.a.) şöyle anlatır:<br />
Allah Resulü (a.s.), bir ihtiyacının yerine getirilmesini isteyen bir kimse geldiği zaman, yanında oturanlara döner ve: &#8220;Sizler şefaat ediniz ki ecir kazanasınız. Allah Peygamberinin dilinden istediğini yerine getirsin&#8221; buyururdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4761</p>
<p>Ebu Musa&#8217; dan (r.a.) nakledildiğine göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;İyi kimse ile oturup kalkan ve kötü kimse ile arkadaş olanın misali tıpkı misk taşıyanla körük üfüren kimse gibidir. Misk taşıyan ya sana da verir, ya sen ondan satın alırsın, yahut da ondan güzel bir koku duyarsın. Fakat körük üfüren ise, ya senin elbiseni yakar, yahut da ondan fena bir koku duyarsın.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4762</p>
<p>Hz. Peygamber&#8217; in zevcesi Aişe (r.ah.) şöyle anlatır:<br />
Bir kere beraberinde iki kız çocuğu bulunan bir kadın yanıma geldi. Benden birşeyler istedi. Fakat o sırada yanımda bir tek hurmadan başka bir şey bulamadım. Onu kadına verdim. Kadın hurmayı aldı ve onu iki kızı arasında taksim etti, kendisi ondan hiç bir şey yemedi. Sonra kızlarıyla beraber kalktı gitti. Müteâkiben yanıma Peygamber (a.s.) girdi. Ben kadının hikayesini Peygamber&#8217; e söyledim. Bunun üzerine Peygamber: &#8220;Bir kimse, kız çocukları yüzünden bir sıkıntıya düşer de onlara iyi davranırsa, kızlar kendisine Cehennem ateşine karşı perde olurlar&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4763</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.) rivayet edildiğine göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Müslümanlardan üç çocuğu ölen kimseye, yemini yerini bulacak kadar müstesna Cehennem ateşi dokunmaz.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4766</p>
<p>Ebu Saîd Hudrî&#8217; nin (r.a.) ifade ettiğin göre:<br />
Bir kadın Allah Resulü&#8217; ne gelerek: Ey Allah&#8217; ın Resulü! Senin sözlerini hep erkekler alıp gidiyorlar. Bize de kendiliğinden bir gün tahsis et de o günde sana gelelim. Allah&#8217; ın sana öğrettiği şeylerden bizlere öğretirsin! dedi. Allah Resulü (a.s.): Şu günde ve şu günde toplanınız buyurdu. Kadınlar toplandılar. Allah Resulü de geldi ve onlara Allah&#8217; ın kendisine öğretmiş olduğu şeylerden öğretti. Sonra da: Hiç bir kadın yoktur ki evladından üç tanesini (Ahirete) yollasın da bu çocukları kendisi için Cehenneme karşı birer perde olmasınlar buyurdu. Bunun üzerine bir kadın: İki tanesi de, iki tanesi de, iki tanesi de! dedi. Allah Resulü cevaben: İki tanesi de, iki tanesi de, iki tanesi de, buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4768</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; nin (r.a.) bildirdiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Şüphesiz Allah bir kulu sevdiği zaman, Cebrail&#8217; i çağırır ve: Ben filanı seviyorum, sen de onu sev diye emreder. Cibrîl de onu sever. Sonra Cibrîl semada seslenip: Allah filan kimseyi seviyor, binaenaleyh siz de onu seviniz! der. Artık gök ahalisi de onu severler. Sonra yeryüzüne onun için (Allah tarafından) kabul konulur. Allah bir kula buğz edince de Cibrîl&#8217; i çağırır ve: Ben filanı sevmiyorum, sen de onu sevme diye emreder. Cibrîl de onu sevmez. Sonra Cibrîl gök halkı içinde: Allah filan kimseyi sevmiyor, siz de onu sevmeyiniz diye nida eder. Göktekiler de o kimseyi sevmezler. Sonra onun için yeryüzüne (Allah tarafından) buğz ve nefret konulur.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4772</p>
<p>Enes b. Malik&#8217; in (r.a.) anlattığına göre:<br />
Bir A&#8217; rabi Allah Resulü&#8217; ne: Kıyamet ne zaman kopacak? dedi. Allah Resulü (a.s.) ona: Kıyamet için ne hazırladın? diye sordu. Bedevi: Allah&#8217; ın ve Resulünün sevgisini dedi. Allah Resulü: Sen sevdiklerinle berabersin buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4775</p>
<p>Abdullah b. Mesûd (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün huzuruna bir adam geldi ve: Ey Allah&#8217; ın Resulü! Henüz içlerine katılmadığı bir kavmi seven kimse hakkında ne buyurursunuz? diye sordu. Allah Resulü (a.s.): Kişi sevdiği ile beraberdir buyurdu, demiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4779</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/iyilik-sila-ve-edepler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KADER</title>
		<link>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/kader.html</link>
		<comments>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/kader.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 19:01:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis-i Serifler]]></category>
		<category><![CDATA[KADER]]></category>
		<category><![CDATA[kısmet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.peygamber.biz/?p=561</guid>
		<description><![CDATA[KADER Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle anlatır: Bize daima doğru söyleyen ve kendisine de doğru bildirilen Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Sizin birinizin yaratılışı kırk gün anasının karnında toplanır. Sonra orada bir o kadar zaman içinde asılı bir parça hâlini alır. Sonra yine o kadar zaman içinde bir çiğnem ete dönüşür. Sonra bir melek gönderilir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>KADER</p>
<p></strong>Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle anlatır:<br />
Bize daima doğru söyleyen ve kendisine de doğru bildirilen Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Sizin birinizin yaratılışı kırk gün anasının karnında toplanır. Sonra orada bir o kadar zaman içinde asılı bir parça hâlini alır. Sonra yine o kadar zaman içinde bir çiğnem ete dönüşür. Sonra bir melek gönderilir ve kendisine ruh üfürür. Melek, dört kelime yani rızkını, ecelini, amelini şaki ve said olduğunu yazmakla emrolunur. Kendisinden başka ilah olmayan Allah&#8217; a yemin ederim ki, sizden biriniz Cennet ehlinin ameli ile amel etmekte devam eder, nihayet kendisi ile Cennet arasında bir arşından başka mesafe kalmaz. Bu sırada yazısı o kişinin önüne geçer de Cehennem ehlinin ameli ile amel etmeğe devam eder ve Cehenneme girer. Ve yine sizden biriniz Cehennem ehlinin ameli ile amel eder, nihayet kendisi ile Cehennem arasında ancak bir arşın mesafe kalır. Bu sırada yazısı önüne geçer de Cennet ehlinin ameli ile amel eder ve Cennete girer.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4781</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.) hadisi Allah Resulü&#8217; ne nisbet ederek:<br />
Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur, demiştir: &#8220;Şüphesiz Aziz ve Celil Allah rahime bir melek görevlendirmiştir. Melek: Ey Rabbim! Bir nutfedir. Ey Rabbim! Bir alakadır. Ey Rabbim! Bir çiğnem ettir der. Allah bir mahluk yaratmak istediğinde melek: Ey Rabbim! Erkek mi, yoksa dişi mi? Bedbaht mı, yahut mesut ve bahtiyar mıdır? Rızık ne olacak? Ecel ne olacak? Sorularını sorar. Böylece bunlar anasının karnında iken yazılır.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4785</p>
<p>Hz. Ali (r.a.) şöyle anlatır:<br />
Bakiu&#8217; l-Ğarkad mezarlığında bir cenazede idik. Allah Resulü (a.s.) yanımıza gelip oturdu, biz de etrafına oturduk. Beraberinde bir asa vardı. Allah Resulü başını eğdi. Elindeki asayla yeri çizmeye başladı. Sonra: Sizden hiç bir kimse ve yaratılmış hiç bir nefis yoktur ki, muhakkak Cennetteki ve Cehennemdeki yerini Allah yazmış olmasın. Ve herkesin bedbaht veya bahtiyar olduğu muhakkak yazılmıştır! buyurdu. Bunun üzerine bir kimse: Ey Allah&#8217; ın Resulü! Öyle ise bizler ameli terk edip yazımız üzere durmayalım mı? dedi. Allah Resulü: &#8220;Saadet ehlinden olan kimse saadet ehlinin ameline varacak, şekavet ehlinden olan ise şekavet ehlinin ameline varacaktır,&#8221; buyurdu ve şunu ilâve etti: &#8220;Sizler amel edip çalışın. Çünkü herkese imkan verilmiştir. Saadet ehline, saadet ehlinin ameli müyesser olacaktır. Şekavet ehline de, şekavet ehlinin ameli kolay gelecektir.&#8221; Sonra Allah Resulü şu ayetleri okudu: Bundan sonra kim verir ve sakınırsa, en güzeli de tasdik ederse, biz de onu en kolaya hazırlarız. Ama kim cimrilik eder, kendisini müstağni görür ve en güzeli yalan sayarsa biz de onu en güç olana hazırlarız.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4786</p>
<p>Imran b. Husayn (r.a.) şöyle anlatır:<br />
Ey Allah&#8217; ın Resulü! Cennet ehlinin ateş ehlinden ayrıldığı bilindi mi? diye soruldu. Evet, buyurdu. Öyle ise amel edenler niye böyle amel edip duruyorlar? denildi. Allah Resulü: &#8220;Herkese niçin yaratıldıysa onun için imkan verilmiştir,&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4789</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.) rivayet edildiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: Adem ile Musa münakaşa ettiler. Musa Ey Adem! Sen bizim babamızsın. Sen bizi mahrumiyete düşürdün ve Cennetten çıkarttın! dedi. Adem de ona: Sen, Allah&#8217; ın kelamı ile seçip mümtaz kıldığı ve eliyle yazdığı Musa&#8217; sın Öyle iken sen, Allah&#8217; ın beni yaratmasından kırk sene evvel üzerime takdir buyurduğu bir işten dolayı mı beni kınıyorsun? dedi. Bunun üzerine Peygamber: &#8220;Böylece Adem, Musa&#8217; ya galip geldi. Adem, Musa&#8217; ya galip geldi,&#8221; buyurdu.</p>
<p>Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4793</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; nin (r.a.) anlattığına göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Allah, Adem oğluna zinadan nasibini takdir etmiştir. Hiç şüphesiz bu akıbete erişecektir. İmdi göz zinası bakmaktır, dil zinası da konuşmaktır. Nefis temenni eder ve iştahlanır. Tenasül uzvu ise bunu ya tasdik eder gerçekleştirir, yahut (bırakarak) yalanlar.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4801</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: &#8220;Her doğan ancak fıtrat üzere doğar. Bundan sonra anası, babası onu Yahudi yaparlar, Hristiyan yaparlar, Mecusi yaparlar. Nitekim hayvanın, derli toplu bir hayvan doğurduğu gibi. Bu hayvanda hiç bir kesik aza görüyor musunuz?&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4803</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; nin (r.a.) anlattığına göre:<br />
Allah Resulü (a.s.)&#8217; ne müşriklerin çocuklarından soruldu. Allah Resulü (a.s.): &#8220;Allah onların ne işleyeceklerini en iyi bilendir&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4808</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/kader.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Aişe Agzindan ilim</title>
		<link>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/hz-aise-agzindan-ilim.html</link>
		<comments>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/hz-aise-agzindan-ilim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 19:00:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis-i Serifler]]></category>
		<category><![CDATA[hz aise]]></category>
		<category><![CDATA[hz ayse]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Aişe Agzindan ilim]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.peygamber.biz/?p=559</guid>
		<description><![CDATA[İLİM Hz. Aişe (r.ah.) şöyle anlatır: Allah Resulü (a.s.) şu ayeti okudu: Sana kitabı indiren O&#8217; dur. Onun bir kısım ayetleri muhkemdir ki bunlar kitabın esasıdır. Diğer bir kısmı da müteşabihlerdir. İşte kalblerinde eğrilik bulunanlar, sırf fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşabihlerin peşine düşerler. Halbuki onun tevilini Allah&#8217; tan başkası bilmez. İlimde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>İLİM</p>
<p></strong>Hz. Aişe (r.ah.) şöyle anlatır:<br />
Allah Resulü (a.s.) şu ayeti okudu: Sana kitabı indiren O&#8217; dur. Onun bir kısım ayetleri muhkemdir ki bunlar kitabın esasıdır. Diğer bir kısmı da müteşabihlerdir. İşte kalblerinde eğrilik bulunanlar, sırf fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşabihlerin peşine düşerler. Halbuki onun tevilini Allah&#8217; tan başkası bilmez. İlimde yüksek payeye erenler ise: Biz ona inandık. Hepsi Rabbimiz katındandır derler. (Bunları) aklı selim sahiplerinden başkası iyice düşünmez.Aişe devamla: Bundan sonra Allah Resulü: &#8220;Kur&#8217; an&#8217; ın müteşabih ayetlerine uyan kimseleri gördüğünüzde (ki Allah onları Kur&#8217; an&#8217; da zikretmiştir) onlardan sakınınız!&#8221; buyurdu, demiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4817</p>
<p>Cündeb b. Abdullah Beceli (r.a.)<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Üzerinde gönülleriniz birleştikçe, Kur&#8217; an okuyunuz. Kur&#8217; an hakkında ihtilaf ettiğinizde de artık kalkıp dağılınız&#8221; buyurdu, demiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4819</p>
<p>Hz. Aişe&#8217; nin (r.ah.) anlattığına göre:<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Erkeklerden, Allah&#8217; a en sevimsiz olan şiddetle düşmanlık yapandır&#8221; buyurmuştur.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4821</p>
<p>Ebu Saîd Hudrî (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyurduğunu bildirmiştir: &#8220;Şüphesiz ki sizler, kendinizden önce gelen milletlerin yoluna karışı karışına, arşını arşınına muhakkak uyacaksınız. O kadar ki şayet onlar bir kelerin deliğine girseler, siz de muhakkak onların arkasından gideceksiniz.&#8221; Biz: Ey Allah&#8217; ın Resulü! bunlar Yahudilerle Hristiyanlar mıdır? diye sorduk. Allah Resulü: &#8220;Başka kim olacak&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4822</p>
<p>Enes b. Malik&#8217; in (r.a.) rivayet ettiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;İlmin kaldırılması, cehlin kökleşmesi, içkinin içilmesi, zinanın açıktan yapılması Kıyamet alâmetlerindendir&#8221; buyurmuştur.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4824</p>
<p>Ebu Musa (r.a.)<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu, demiştir: &#8220;Şüphesiz Kıyametin kopmasından önce öyle günler vardır ki ilim kaldırılır ve cehalet iner. O günlerde herc çoğalır; herc adam öldürmedir.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4826</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; nin (r.a.) naklettiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Zaman yaklaşacak, ilim alınacak, fitneler zuhur edecek. Aşırı cimrilik yerleşecek ve herc çoğalacaktır&#8221; buyurdu. Sahabeler: Herc nedir? dediler. Allah Resulü: &#8220;Öldürmektir&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4827</p>
<p>Abdullah b. Amr b. As (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyurduğunu işittiğini söylemiştir: &#8220;Şüphesiz Allah, ilmi insanlardan çekip almakla değil, alimlerin ruhlarını kabzetmek suretiyle kaldıracaktır. Nihayet hiç bir alim bırakmayınca insanlar kendilerine cahil bir takım kimseleri başkanlar edinirler. Bunlara sorulur, onlar da bilgisizce fetva verirler de hem kendileri saparlar, hem halkı saptırırlar.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4828</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/hz-aise-agzindan-ilim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ZİKİR, DUA, TEVBE VE İSTİĞFAR</title>
		<link>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/zikir-dua-tevbe-ve-istigfar.html</link>
		<comments>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/zikir-dua-tevbe-ve-istigfar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 18:58:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis-i Serifler]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[istigfar]]></category>
		<category><![CDATA[TEVBE]]></category>
		<category><![CDATA[TEVBE VE İSTİĞFAR]]></category>
		<category><![CDATA[zikir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.peygamber.biz/?p=557</guid>
		<description><![CDATA[ZİKİR, DUA, TEVBE VE İSTİĞFAR Ebu Hureyre&#8217; nin (r.a.) haber verdiğine göre: Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Şüphesiz Aziz ve Celil Allah şöyle buyurur: Ben kulumun beni zannettiği gibiyim. Kulum beni anarken ben muhakkak onunla beraber bulunurum. Eğer o beni gönlünde gizlice zikrederse, ben de onu gönlümde zikrederim. Eğer o beni bir cemaat içinde zikrederse, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>ZİKİR, DUA, TEVBE VE İSTİĞFAR</p>
<p></strong>Ebu Hureyre&#8217; nin (r.a.) haber verdiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Şüphesiz Aziz ve Celil Allah şöyle buyurur: Ben kulumun beni zannettiği gibiyim. Kulum beni anarken ben muhakkak onunla beraber bulunurum. Eğer o beni gönlünde gizlice zikrederse, ben de onu gönlümde zikrederim. Eğer o beni bir cemaat içinde zikrederse, ben de onu o cemaatten daha hayırlı bir cemaat içinde zikrederim. Kulum bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım. Kulum bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. o bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak varırım.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4832</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; nin (r.a.) rivayet ettiğine göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.): &#8220;Allah&#8217; ın kendine has doksan dokuz ismi vardır. Her kim bunları ezberlerse Cennete girer. Şüphesiz Allah tektir, teki sever&#8221; buyurmuştur.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4835</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.)<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Sizden biriniz dua ettiği zaman azimli ve kararlı olsun. Ve sakın: Allahım, dilersen bana ver! demesin. Çünkü Allah&#8217; ı zorlayacak (hiç bir kuvvet) yoktur&#8221; demiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4837</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.) rivayet edildiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Biriniz dua ettiği zaman sakın: Allahım, dilersen beni affet demesin. Kesin, kararlı ve azimli istesin, rağbeti büyültsün. Çünkü Allah&#8217; a, vereceği hiçbir şey büyük gelmez.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4838</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyurduğunu söylemiştir: &#8220;Sizden biriniz başına gelen herhangi bir zarardan dolayı sakın ölümü temenni etmesin. Mutlaka isteyecekse: Allahım, yaşamak benim için hayırlı ise beni yaşat. Benim için ölmek hayırlı ise beni öldür! desin.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4840</p>
<p>Habbab (r.a.) rivayetinde Kays b. Ebu Hazım şöyle dedi:<br />
Habbab&#8217; ın (r.a.) yanına hasta ziyareti için girmiştik. Karnına yedi dağlama yapılmıştı. Habbab hastalığının şiddetli ızdırabını ifade ederek: Eğer Allah Resulü bizim ölümü istememizi yasaklamış olmasaydı muhakkak ölümü isterdim, dedi.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4842</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; nin (r.a.) naklettiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Sizden hiç biriniz ölümü temenni etmesin ve ölüm kendisine gelmeden evvel ölümü dilemesin. Çünkü biriniz öldüğü zaman ameli kesilir. Ve muhakkak ki ömür, Müminin ancak hayrını artırır.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4843</p>
<p>Ubade b. Samit&#8217; ten rivayet edildiğine göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Her kim Allah&#8217; a kavuşmayı severse, Allah da ona kavuşmayı sever. Her kim de Allah&#8217; a kavuşmayı istemezse, Allah da ona kavuşmayı istemez.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4844</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: &#8220;Her kim Allah&#8217; a kavuşmayı severse, Allah da ona kavuşmayı sever. Her kim de Allah&#8217; a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmayı hoş görmez,&#8221; buyurdu. Ben: Ey Allah&#8217; ın Peygamberi, bu, ölümden hoşlanmamak mıdır? Öyle ise bizler hepimiz ölümden hoşlanmayız dedim. Bunun üzerine Allah Resulü: &#8220;Öyle değil, lâkin Mümin Allah&#8217; ın rahmeti ile, rızası ile ve Cenneti ile müjdelendiği zaman, Allah&#8217; a kavuşmayı sever, Allah da o mümin kula kavuşmayı sever. Kâfir olan ise Allah&#8217; ın azabı ile, hoşnutsuzluğu ile müjdelendiği zaman Allah&#8217; a kavuşmaktan hoşlanmaz, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4845</p>
<p>Ebu Musa (r.a.)<br />
Hz. Peygamber&#8217; in (a.s.): &#8220;Her kim Allah&#8217; a kavuşmayı severse, Allah da ona kavuşmayı sever. Her kim de Allah&#8217; a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz&#8221; buyurduğunu bildirmiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4848</p>
<p>Enes&#8217; in (r.a.) bildirdiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) müslümanlardan zayıflıktan kuş yavrusu kadar kalmış hasta bir kimseyi ziyaret etti. Allah Resulü ona: &#8220;Sen Allah&#8217; a herhangi bir şeyle dua ediyor, yahut sadece Allah&#8217; tan bir şey istiyor muydun?&#8221; dedi. Evet, ben: Allahım! Bana Ahirette bir ceza verecek isen o cezayı bana dünyada ver diye dua ediyordum dedi. Bunun üzerine Allah Resulü: &#8220;Sübhanallah! Ona takat getiremezsin (yahut senin buna gücün yetmez) sen: Allahım! Bize dünyada da iyilik ver, Ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru!diye dua etsen ya&#8221; buyurdu. Müteâkiben o hasta için Allah&#8217; a dua etti, Allah da şifasını verdi.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4853</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; nin (r.a.) rivayetinde Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurdu:<br />
&#8220;Allah Teala&#8217; nın yeryüzünde seyahat eden bir takım fazla melekleri vardır. Bunlar zikir meclislerini araştırırlar. İçinde Allah&#8217; ın zikredildiği bir meclis bulduklarında onlarla beraber otururlar ve birbirlerini kanatları ile kuşatırlar. Ta ki onlarla sema arasındaki mesafeyi doldururlar. Cemaat dağıldığında, yükselip semaya çıktıkları zaman Aziz ve Celil olan Allah onları pek iyi bildiği halde meleklere: &#8220;Sizler nereden geldiniz?&#8221; diye sorar. Melekler: Biz yeryüzünde senin bir takım kullarının yanından geldik ki onlar seni tesbih ediyorlar, seni tekbir ediyorlar, tehlilde bulunuyorlar, sana hamd ediyorlar ve senden istiyorlar derler. Allah: Benden ne istiyorlar? buyurur. Melekler: Senden Cennetini istiyorlar derler. Allah: Onlar benim Cennetimi görmüşler mi? buyurur. Melekler: Hayır, Rabbimiz! Eğer onlar Cennetimi görmüş olsalardı nasıl olurdu? buyurur. Melekler: Senden eman dilerler, derler. Benden niçin eman diliyorlar? diye sorar. Senin Cehenneminden Ya Rabbi! diye cevap verirler. Onlar benim Cehennemimi görmüşler mi? der. Hayır, cevabını verirler. Acaba Cehennemimi görmüş olsalar ne yaparlar? der. Senin mağfiretini talep etmektedir derler. Bunun üzerine Allah: Ben onlara mağfiret eyledim. Onlara bütün istediklerini ihsan ettim ve eman istedikleri şeyden de kendilerine eman verdim buyurur. Melekler: Ya Rabbi! O zikredenlerin içinde günahı çok olan filan kimse de vardı. Sadece oradan geçiyordu da onlarla beraber oturuvermiştir derler. Allah: Ben onu da mağfiret ettim. O cemaat öyle kemal sahibi kimselerdir ki onlarla beraber oturan kimseler şaki olamaz! buyurur.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4854</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; den rivayet edildiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Her kim günde yüz kere Bir ve ortaksız olarak Allah&#8217; tan başka hiç bir ilah yoktur. Mülk onundur, hamd onundur, o herşeye kadirdir! derse bu dua o kimse için on köle azat etme sevabına denk olur. Ve kendisine yüz hasene yazılır, yüz günah da silinir. O gün akşamlayana kadar şeytandan korunmuş olur. Ve hiç bir kimse onun yaptığından daha faziletli bir iş yapamaz. Meğer ki ondan daha çok okuyan bir kimse olsun. Ve her kim günde yüz kere: Subhanallah ve bi-hamdihi (Allah&#8217; ı, ona hamd ederek tesbih ederim) derse o kimsenin günahları deniz köpüğü kadar bile çok olsa dökülür.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4857</p>
<p>Ebu Eyyûb Ensari (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: Her kim on kere &#8220;Tek ve ortaksız olan Allah&#8217; tan başka hiç bir ilah yoktur. Mülk onundur, hamd onundur. O, her şeye kadirdir!&#8221; derse İsmail Peygamber&#8217; in neslinden dört kişi azat etmiş gibi olur.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4859</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu, demiştir: &#8220;Dile hafif, mizanda ağır, Allah&#8217; a sevgili olan iki kelime (iki cümlecik) vardır. Bunlar: Subhanallahi ve bi-hamdihi, subhanallahi&#8217; l-azim (Allah&#8217; ı, ona hamd ederek tesbih ederim, büyük Allah&#8217; ı tesbih, ederim)&#8217; dir.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4860</p>
<p>Ebu Musa (r.a.) şöyle dedi:<br />
Biz bir seferde Peygamber&#8217; in maiyetinde bulunduk. İnsanlar tekbir getirirken seslerini yükseltmeğe başladılar. Bunun üzerine Peygamber (a.s.): &#8220;Ey insanlar, kendinize acıyınız! Çünkü siz ne sağıra dua ediyorsunuz, ne de gaibe. Muhakkak ki siz, en iyi işiten ve size çok yakın olana dua ediyorsunuz. Ve O her zaman sizinle beraberdir&#8221; buyurdu. Ebu Musa dedi ki: Bu sırada ben Peygamber&#8217; in arkasında idim ve: Güç ve kuvvet ancak Allah&#8217; a mahsustur! sözlerini söylüyordum. Allah Resulü: &#8220;Ey Abdullah b. Kays! Ben sana Cennet hazinelerinden bir hazineyi göstereyim mi?&#8221; buyurdu. Ben de: Evet, Ya Resulüllah! dedim. Resulüllah: &#8220;La havle ve la kuvvete illa bi&#8217; llah de&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4873</p>
<p>Ebu Bekr (r.a.)<br />
Bir defa Allah Resulü&#8217; ne: Bana bir dua öğret de namazımda okuyayım demiş. Allah Resulü (a.s.) da: &#8220;Şüphesiz ben kendime büyük (Kuteybe: çok) zulmettim. Günahları mağfiret edecek de ancak sensin. Öyle ise makamından bana mağfiret ve bana merhamet eyle. Şüphesiz ki Ğafur ve Rahim sensin! de&#8221; cevabını vermiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4876</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.)<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Allahım! Ben acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, bunaklık derecesine varan ihtiyarlıktan ve cimrilikten sana sığınırım. Kabir azabından, hayatın ve ölümün fitnelerinden de sana sığınırım!&#8221; buyururdu, demiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4878</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.) rivayet edildiğine göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.), kötü hükümden, bedbahtlık erişmesinden, düşmanların gülmesinden ve belanın çetinliğinden Allah&#8217; a sığınırdı.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4880</p>
<p>Bera b. Azib&#8217; in (r.a.) bildirdiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Yatağına vardığın zaman evvela namaz abdesti gibi bir abdest al. Sonra sağ tarafına yat. Sonra da: Allahım! Kendimi sana teslim ettim. İşimi sana ısmarladım. Arkamı sana dayadım. Çünkü ümidim de sendedir, korkum da sendendir. Senden sığınacak ve Senden kurtulacak yer varsa yine sensin. İndirdiğin Kitabına ve gönderdiğin Peygamber&#8217; ine iman ettim, de. Bunlar son sözün olsun. Şayet o gece ölecek olursan fıtrat üzere ölmüş olursun.&#8221; Bera: Bu sözleri iyice ezberlemek için onları Peygamber&#8217; in huzurunda tekrar ettim de: &#8220;Gönderdiğin Resulüne iman ettim&#8221; dedim. Allah Resulü (duadaki resul ve nebi kelimelerinin değiştirilerek söylenmesine razı olmayıp): &#8220;Gönderdiğin Peygamberine iman de&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4884</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.) nakledildiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Biriniz yatağına girdiği zaman izarının kenarıyla yatağını tutup silksin ve besmele çeksin. Çünkü kendisinden sonra (yani dünden beri) yatağında ne kaldığını bilemez. Yatmak istediği zaman, sağ yanı üzerine yatsın da şöyle dua etsin: Allahım! Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih eylerim. Ya Rabbim! Ancak seninle yan tarafımı yatağıma koydum. Ve onu ancak seninle kaldırırım. Eğer canımı alacaksan sen ona mağfiret eyle. Ve eğer bırakacak isen, sen onu, salih kullarını muhafaza ettiğin himayenle muhafaza eyle!&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4889</p>
<p>İbn Abbas&#8217; tan (r.a.) nakledildiğine göre:<br />
Resulüllah (a.s.) şöyle der idi: &#8220;Allahım! Kendimi yalnız sana verdim, yalnız sana iman ettim. Yalnız sana güvendim. Yalnız sana yöneldim. Ancak senin uğrunda düşmanla mücadele ettim. Allahım! Beni dalalete düşürmenden senin izzetine sığınırım. Senden başka hiçbir mabud yoktur. Sen hiç ölmeyecek olan ebedi dirisin. Halbuki cinler ve insanlar öleceklerdir.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4894</p>
<p>Ebu Musa&#8217; nın (r.a.) anlattığına göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle dua ederdi: &#8220;Allahım! Günahımı, bilgisizliğimi, her işimde israfımı ve benden daha iyi bildiğin bütün kusurlarımı mağfiret eyle. Allahım! Ciddi hâlimi, şakamı, hatamı ve bilerek işlediğimi affeyle. Bunların hepsi bende vardır. Allahım! evvelden yaptığım, sonradan yapacağım, gizlediğim, açığa vurduğum ve benden daha iyi bildiğin bütün günahlarımı mağfiret eyle. Öne geçiren ancak sensin. Geriye bırakan da sensin ve sen her şeye kadirsin.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4896</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; nin (r.a.) ifade ettiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) her zaman şöyle der idi: &#8220;Bir Allah&#8217; tan başka hiçbir ilah yoktur. Allah, ordusunu aziz kıldı, kuluna da yardım etti. Tek başına da kavimlere galebe çaldı. Allah&#8217; tan başka hiç bir şey yoktur.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4903</p>
<p>Ali&#8217; nin (r.a.) anlattığına göre:<br />
Fatıma, değirmen taşı çevirmekten dolayı elinde meydana gelen rahatsızlıktan şikâyet etmişti. O sırada Peygamber&#8217; e de bir çok esirler gelmişti. Fatıma gittiyse de babasını bulamadı. Aişe&#8217; ye rastladı ve derdini ona haber verdi. Peygamber (a.s.) geldiğinde Aişe, Fatıma&#8217; nın geldiğini ona haber verdi. (Ali dedi ki:) Bunun üzerine Peygamber bize geldi. Biz de yataklarımıza girmiştik. Hemen kalkmaya davrandık. Peygamber: &#8220;Yerlerinizde durun!&#8221; buyurdu ve ikimizin arasına oturdu. Hatta ben göğsümün üzerine ayağının soğukluğunu hissettim. Sonra Allah Resulü: &#8220;İyi dinleyiniz! Ben size, benden istediğinizden daha hayırlı olan bir şey öğreteyim mi? Siz yatağınıza girdiğiniz zaman otuz dört defa &#8220;Allah&#8217; ü ekber&#8221; dersiniz. Otuz üç defa &#8220;sübhanallah&#8221; dersiniz. Otuz üç defa da &#8220;elhamdülillah&#8221; dersiniz. Bunları söylemeniz sizin için bir hizmetçiden daha hayırlıdır&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4906</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.) bildirildiğine göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Sizler horozun ötmesini işittiğiniz zaman Allah&#8217; ın fazlından isteyiniz. Çünkü o melek görmüştür. Merkebin anırmasını işittiğinizde de şeytandan Allah&#8217; a sığınınız. Çünkü o şeytan görmüştür.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4908</p>
<p>İbn Abbas&#8217; ın (r.a.) anlattığına göre:<br />
Allah&#8217; ın Peygamber&#8217; i (a.s.) sıkıntı esnasında şöyle buyururdu: &#8220;Azamet ve vakar sahibi Allah&#8217; tan başka ilah yoktur. Büyük Arş&#8217; ın sahibi Allah&#8217; tan başka ilah yoktur. Göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve kıymetli Arş&#8217; ın Rabbi Allah&#8217; tan başka mabud yoktur.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4909</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.) nakledildiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Biriniz acele ederek: Ben dua ettim fakat kabul olunmadı demedikçe duası kabul edilir&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4916</p>
<p>Usame b. Zeyd&#8217; ten (r.a.) nakledildiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Cennet kapısının önünde durdum. Bir de gördüm ki Cennete girenlerin çoğu fakirlerdir. Mevki sahipleri ise hapsolunmuşlardır. Yalnız Cehennemlikler müstesna. Onların Cehenneme konulmaları daha önce emrolunmuştu. Cehennem kapısı önünde de durdum. Bir de baktım ki Cehenneme girenlerin çoğu kadınlardır&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4919</p>
<p>Imran b. Husayn (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.): &#8220;Cennet sakinlerinin en azı kadınlardır&#8221; buyurduğunu rivayet etmiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4921</p>
<p>Usame b. Zeyd (r.a.) şöyle dedi:<br />
Allah Resulü: &#8220;Benden sonra erkeklere, kadınlardan daha zararlı bir fitne ve imtihan sebebi bırakmadım&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4923</p>
<p>İbn Ömer&#8217; den (r.ahm.) nakledildiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Bir zamanlar üç kişi yolda giderlerken yağmura tutulmuşlar. Bunlar hemen dağdaki bir mağaraya sığınmışlar. Derken mağaranın ağzı, dağdan kopup düşen büyük bir kaya ile kapanmış. Bunun üzerine birbirlerine: Bakın, hayatınızda sırf Allah için işlediğiniz bir takım iyi ameller varsa onlar vasıtasıyla Allah&#8217; a dua ediniz. Belki Allah bu kayayı açar! dediler. Bunlardan birisi: Allahım! Bilirsin ki benim, yaşlı ihtiyar anamla babam, bir karım ve bir kaç küçük çocuğum vardı. Ben her gün onlar için koyunları otlatırdım. Koyunları onların yanına sürüp getirdiğim zaman sütlerini sağar, evvela ana babamdan başlayarak çocuklarımdan önce onlara süt içirirdim. Şu var ki bir gün ağaçlık beni uzağa götürmüştü de akşama kadar gelememiştim. Geldiğimde de anam ile babamı uyumuş halde bulmuştum. Her gün sağmakta olduğum gibi sütleri sağdım ve süt bakracını getirdim. Baş uçlarında durdum. Onları uykularından uyandırmaya kıyamıyor, anam ve babamdan önce çocuklara içirmeyi de istemiyordum. Halbuki çocuklar ayağımın dibinde ağlaşıyorlardı. Ta fecr doğuncaya kadar benim ve çocukların hâli devam etmişti. Hiç şüphe yok sen pek iyi bilmektesin ki ben ana babama yaptığım bu derin hizmeti yalnız senin rızan için yapmıştım. Şu kayayı bir parça arala da oradan gök yüzünü görelim! diye dua etti. Bunun üzerine Allah kayayı araladı ve o delikten gökyüzünü gördüler. Onlardan bir diğeri: Allahım! Şu muhakkak ki benim amcamın bir kızı vardı. Ben onu, erkeklerin kadınları sevmekte oldukları sevginin en şiddetlisi ile sevmiştim. Ben kendisiyle evlenmek istedim. O, ben kendisine yüz dinar getirmedikçe kabul etmedi. Ben bu parayı kazanmak için yoruldum. Nihayet yüz dinarı toplayıp amcamın kızına getirdim. Bacaklarının önüne oturduğum zaman kız bana: Ey Allah&#8217; ın kulu! Allah&#8217; tan kork. Mührü haksız yere açma! dedi. Bunun üzerine ben de kalktım. Sen pek iyi bilmektesin ki bu işi sırf senin rızan için yapmadığımı biliyorsun. Bu kayadan bir delik aç dedi. Bunun üzerine Allah onlar için biraz daha açtı. Öteki de: -Allahım! Ben bir ölçek pirinç mukabilinde bir işçi tutmuştum. İşçi işini bitirdiği zaman: Bana hakkımı ver dedi. Ben de ona ölçeğini verdim. Fakat o adam bunu istemedi, bırakıp gitti. Ben onu ekmeye devam ettim. Nihayet ondan çobanlarıyla birlikte bir sürü sığır elde ettim. Bir müddet sonra o işçi geldi ve: Allah&#8217; tan kork, benim hakkıma zulmetme dedi. Ben: Şu sığırların ve çobanların yanına git ve onları al, dedim. Bunun üzerine işçi: Allah&#8217; tan kork, benimle alay etme dedi. Ben: Hayır seninle alay etmiyorum. Şu sığırları ve çobanlarını al, dedim. Bunun üzerine alıp götürdü. Şüphesiz sen biliyorsun ki ben bunu senin rızanı talep için yaptım. Bizim için deliğin kalanını da aç diye dua etti. Allah onlar için mağaranın kalan deliğini de açtı.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4926</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/zikir-dua-tevbe-ve-istigfar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TEVBE</title>
		<link>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/tevbe.html</link>
		<comments>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/tevbe.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 18:57:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis-i Serifler]]></category>
		<category><![CDATA[TEVBE]]></category>
		<category><![CDATA[tövbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.peygamber.biz/?p=555</guid>
		<description><![CDATA[TEVBE Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle anlatır: Ben, Abdullah hasta iken onu ziyaret etmek maksadıyle yanına girdim. Kendisi bize biri kendinden, biri de Allah Resulü&#8217; nden olmak üzere iki hadis söyledi: Allah Resulü&#8217; nü (a.s.) şöyle buyururken işittiğini söyledi: &#8220;Muhakkak Allah mümin kulunun tevbesi sebebiyle şu kimseden daha fazla sevinir: Öyle bir kimse ki çorak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>TEVBE</p>
<p></strong>Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle anlatır:<br />
Ben, Abdullah hasta iken onu ziyaret etmek maksadıyle yanına girdim. Kendisi bize biri kendinden, biri de Allah Resulü&#8217; nden olmak üzere iki hadis söyledi: Allah Resulü&#8217; nü (a.s.) şöyle buyururken işittiğini söyledi: &#8220;Muhakkak Allah mümin kulunun tevbesi sebebiyle şu kimseden daha fazla sevinir: Öyle bir kimse ki çorak bir arazide devesi ile birlikte bulunuyor. Devesinin üzerinde yiyeceği ve içeceği vardır. Derken uyuya kalır. Uyandığında bir de bakar ki devesi gitmiş. Devesini aradı. Nihayet kendisine şiddetli bir susuzluk erişti. Sonra kendi kendine: Artık ben ilk bulunduğum yere döneyim de orada ölünceye kadar uyuyayım dedi. Gitti, ölmek üzere başını kolunun üzerine koydu. Bir aralık uyandı. Bir de baktı ki devesi yanıbaşında. Bütün azığı, yiyeceği ve içeceği de devenin üzerinde! İşte Allah mümin kulunun tevbesine bu kimsenin devesini ve azıklarını bulması anındaki sevincinden daha fazla sevinir.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4929</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyurduğunu söylemiştir: &#8220;Allah&#8217; ın, kulu kendisine tevbe ettiğinde sevinmesi: Birinizin, çorak bir arazide devesi üzerinde bulunduğunda, üzerinde yiyeceği ve içeceğinin bulunduğu devesi kaçar. Devesini bulmaktan ümidi kesip de nihayet bir ağacın gölgesinde yatar; devesinden ümidini kesmiştir. Tam bu haldeyken birdenbire devesini yanıbaşında dikiliyor bulur. Hemen devesinin ipini tutar. Sonra sevincinin şiddetinden dolayı: Allahım! Sen benim kulumsun, ben de senin Rabbinim! diyerek sevincinin şiddetinden dolayı böyle hata etmesindeki sevincinden daha fazladır.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4932</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; nin (r.a.) ifade ettiğine göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Allah mahlûkatı yarattığı zaman kendi nezdinde Arş&#8217; ın üzerinde bulunan kitabına: &#8220;Muhakkak benim rahmetim gazabıma üstün gelir&#8221; yazmıştır.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4939</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nden (a.s.) şöyle buyurduğunu işitmiştir: &#8220;Yüce Allah rahmetini yüz parçaya ayırıp doksan dokuz parçasını kendi yanında tuttu, bir parçasını da yer yüzüne indirdi. İşte bu bir parça rahmet sebebiyle bütün mahluklar birbirlerine merhamet ederler. Hatta hayvan, üzerine basarım endişesiyle ayağını yavrusundan kaldırır.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4942</p>
<p>Ömer b. Hattab (r.a.) şöyle anlatır:<br />
Allah Resulü&#8217; nün huzuruna bir takım esirler gelmişti. Bunların içinde bir kadın vardı ki çocuğunu aramakta idi. Kadın esirler arasında çocuğu bulunca hemen onu aldı bağrına bastı ve emzirmeye koyuldu. Allah Resulü (a.s.) bize: &#8220;Şu kadının, kendi çocuğunu ateşe atacağını sanır mısınız?&#8221; dedi. Biz de: Hayır vallahi. Atmamak elinden geldiği sürece atmaz, dedik. Bunun üzerine Allah Resulü: &#8220;İşte muhakkak ki yüce Allah, kullarına bu kadının çocuğuna acımasından daha merhametlidir&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4947</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.) bildirildiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Asla hiçbir iyilik yapmamış olan bir adam ailesine: Öldüğüm zaman beni yakın. Sonra külünün yarısını karaya, yarısını da denize doğru savurun. Allah&#8217; a yemin ederim ki eğer Allah ele geçirmeğe kadir olursa alemlerden hiç bir kimseye azap etmediği bir azaba çekecektir, dedi. Bu kimse öldüğü zaman emrettiği işleri yaptılar. Neticede Allah karaya emretti. Kara hemen kendisinde bulunanları topladı. Allah deryaya emretti, o da derhal kendisinde bulunanları toplayıverdi. Sonra Allah o kimseye: Bunu niçin yaptın? diye sordu. Adam: Senden korktuğumdan dolayı ya Rabb! Sen daha iyi bilirsin! dedi. Bunun üzerine Allah onu affetti.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4949</p>
<p>Ebu Saîd Hudrî (r.a.)<br />
Hz. Peygamber&#8217; den (a.s.) şunları nakletmiştir: Sizden önceki ümmetlerden bir kimse vardı. Allah ona mal ve evlat ihsan etmişti. Bir gün evladına hitaben: Vallahi ya benim emredeceğim şeyi yaparsınız, yahut da ben mirasımı sizden başkalarına vasiyet ederim: Öldüğüm zaman beni yakınız. (Zannederim şunu da söylemiştir:) Sonra beni öğütüp rüzgârda savurunuz. Çünkü ben Allah katında hiç bir hayır biriktirmedim. Şüphe yok ki Allah beni azap etmeğe kadirdir, diyerek bu hususta çocuklarından söz aldı. Rabbime yemin ediyorum ki çocukları da vasiyet ettiği şeyleri yaptılar. Nihayet yüce Allah; Bu yaptığına seni sevk eden nedir? diye sordu. O zat: Senden korktum, dedi. Allah Teala: &#8220;Zaten bunu da başkası affedemez dedi.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4952</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />
Hz. Peygamber&#8217; in (a.s.) Aziz ve Celil olan Rabbından rivayet ederek şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: &#8220;Bir kul bir günah işledi. Müteâkiben: Allahım! Günahımı bağışla, dedi. Yüce Allah: Kulum bir günah işledi, fakat günahı mağfiret eden ve günah sebebiyle cezalandıracak bir Rabbı olduğunu bildi buyurdu. Sonra kul tekrar dönüp günah işledi. Ardından: Ey Rabbim! Günahımı affet diye yalvardı. Yüce Allah yine: Kulum bir günah işledi, fakat günahı mağfiret eden ve günah sebebiyle cezalandıracak bir Rabbı olduğunu bildi buyurdu. Sonra kul tekrar dönüp günah işledi. Ve: Ey Rabbim! Günahımı mağfiret et diye yalvardı. Yüce Allah bu sefer yine: Kulum bir günah işledi, fakat günahı mağfiret eden, günah sebebiyle ceza veren bir Rabbı olduğunu gereği gibi bildi. Sen istediğini yap, ben seni mağfiret ettim, buyurdu.&#8221; Ravi Abdul Ala &#8220;İstediğini yap!&#8221; sözünü üçüncü yahut dördüncü defa da mı söyledi, bilmiyorum dedi.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4953</p>
<p>Abdullah b. Mesûd (r.a.)<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu demiştir: &#8220;Allah kadar medh ve sena olunmayı seven hiç bir kimse yoktur. Bunun için Allah kendisini medh etmiştir. Allah&#8217; tan daha kıskanç hiç bir kimse de yoktur. Bundan dolayı Yüce Allah bütün çirkin fiilleri haram kılmıştır.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4955</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; nin (r.a.) anlattığına göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Şüphesiz ki Allah kıskanır. Mümin de kıskanır. Allah&#8217; ın kıskanması, haram kıldığı şeyleri müminin işlemesidir.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4959</p>
<p>Abdullah b. Mesûd&#8217; un (r.a.) anlattığına göre:<br />
Yabancı bir kadını öpen biri Hz. Peygamber&#8217; e geldi ve olayı anlattı. Bunun üzerine: Gündüzün iki tarafında ve gecenin bazı saatlerinde dosdoğru namaz kıl. Şüphesiz ki iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere büyük bir hatırlatmadırayeti nazil olunca o zat: Ey Allah&#8217; ın Resulü! Bu yalnız benim için mi? diye sordu. Allah Resulü (a.s.): &#8220;Ümmetimden onu yapan herkes içindir&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4963</p>
<p>Enes b. Malik&#8217; in (r.a.) anlattığına göre:<br />
Hz. Peygamber&#8217; e bir adam geldi ve: Ey Allah&#8217; ın Resulü! Ben had cezası gerektirecek bir kabahat işledim. O cezayı bana tatbik et dedi. Ravi der ki: Bu anda namaz vakti de gelmişti. Adam da Allah Resulü ile beraber namaz kıldı. Namaz bitince yine: Ey Allah&#8217; ın Resulü! Ben ceza gerektirecek bir kabahat işledim. Binaenaleyh hakkımda Allah&#8217; ın Kitabı&#8217; nı tatbik eyle! dedi. Allah Resulü (a.s.): &#8220;Sen bizimle birlikte namazda bulundun mu?&#8221; diye sordu. Evet bulundum dedi. Allah Resulü: &#8220;Sen affolundun&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4965</p>
<p>Ebu Saîd Hudrî&#8217; den (r.a.) rivayet edildiğine göre:<br />
Allah&#8217; ın Peygamber&#8217; i (a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Sizden evvelki ümmetler içinde bir adam vardı ki doksan dokuz insan öldürmüştü. Bu zat, yeryüzü insanlarının en aliminin kim olduğunu sordu. Kendisine bir rahip gösterildi. O da rahibe gelerek kendisinin doksan dokuz kişi öldürdüğünü ve tevbesinin kabul edilip edilmeyeceğini sordu. Rahip: Hayır, edilmez diye cevap verdi. Bu cevap üzerine katil o rahibi de öldürdü. Bununla sayıyı yüze tamamladı. Sonra yine yeryüzü halkının en alimini sordu. Alim bir kimse gösterildi. Onun yanına gelince: Bu adam yüz tane insan öldürmüştür. Acaba Onun için bir tevbe yolu var mıdır? dedi. O: Evet vardır, insan ile tevbesi arasına kim girebilir? Sen filan yere git. Çünkü orada Allah&#8217; a ibadet etmekte olan bir takım insanlar vardır. Sen de onlarla beraber Allah&#8217; a ibadet et ve sakın bir daha kendi memleketine dönme. Çünkü orası kötü bir çevredir, dedi. Bunun üzerine adam gitti. Nihayet yolun yarısına vardığı zaman eceli geldi. Bu sefer rahmet melekleri ile azap melekleri çekişmeye başladılar: Rahmet melekleri: Bu adam tevbe ederek ve kalbi ile Allah&#8217; a yönelerek geldi dediler. Azap melekleri de: Bu adam hiç bir hayır işlememiştir dediler. Bu sırada insan kılığında başka bir melek geldi. Her iki taraf bu meleği aralarında hakem yaptılar. O melek: Şimdi siz buradan itibaren geldiği yer ile gideceği yerin mesafesini ölçün. Bulunduğu bu yer, hangisine daha yakın ise bu kimse oraya ait olur dedi. Melekler mesafeleri ölçtüler ve adamın gitmek istediği yere daha yakın olduğunu gördüler. Bunun üzerine onun ruhunu rahmet melekleri aldılar.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4967</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.) şöyle anlatır:<br />
Allah Resulü (a.s.) bir sefere çıkmak istediği zaman kadınları arasında kura çekerdi. Kura kime düşerse Allah Resulü onunla birlikte sefere çıkardı. Aişe devamla: Gazaya gitmek istediği bir gazvede de aramızda kura attı ve bu kurada benim ismim çıktı. Ben Resulüllah ile beraber sefere çıktım. Bu sefer, hicap ayeti indirildikten sonra idi. Ben havdecimin içinde bindirilir ve (konak yerine) onun içinde indirilirdim. Bütün yolculuğumuzda böyle oldu. Nihayet Resulüllah bu gazasından ayrılıp da döndüğü ve Medine&#8217; ye yaklaştığımızda bir gece yürüyüşü bildirdi. Hareket izni verildiği zaman ben kalkıp yürüdüm. Hatta orduyu geçtim. Hacetimi yerine getirdiğim zaman dönüp yerime geldim. Bir de göğsümü yokladım. Baktım ki Yemen&#8217; in gözboncuğundan dizilmiş gerdanlığım kopup düşmüş. Hemen dönüp gerdanlığımı aradım. Fakat onu aramak beni yoldan alıkoymuştu. Benim devemi hazırlayan kimseler gelip havdecimi yüklemişler ve havdecimi bindiğim deve üzerinde götürmüşlerdi. Onlar beni havdecin içinde sanıyorlarmış. O zaman kadınlar hafif idiler, şişmanlamazlardı. Et ve yağ onları bürüyüp kaplamazdı. Çünkü onlar az yemek yerlerdi. Bu cihetle bana hizmet edenler havdeci yüklemek üzere kaldırdıklarında havdecin ağırlık derecesinin farkına varmayarak yüklemişler. Bilhassa ben küçük yaşta genç bir kadındım. Deveyi kaldırmışlar ve gitmişler. Ordu gittikten sonra ben gerdanlığımı buldum. Akabinde konakladıkları yerlere geldim fakat oralarda ne bir çağıran, ne de bir cevap veren kalmıştı. Bunun üzerine ben orada evvelce bulunduğum konak yerime geldim. Ve onlar beni havdecde bulamazlar da beni aramak üzere dönüp yanıma gelirler diye düşündüm. Yerimde otururken uykum geldi ve uyumuşum. Safvan b. Muattal Sulemi sonra Zekvani, ordunun arkasında mola vermişti. Bu zat sabaha yakın yürümüş, benim bulunduğum yere gelmiş, uyuyan bir insan karaltısı görünce benim yanıma gelmiş ve beni görünce tanımış. Beni tesettür farz kılınmadan önce görür idi. Ben onun beni tanıdığı sırada onun istirca sözlerini söylemesi ile uyandım. Uyanınca hemen çarşafıma bürünüp yüzümü örttüm. Allah&#8217; a yemin ediyorum ki o bana bir tek kelime söylemiyordu. Ben ondan, istirca sözünden başka hiç bir kelime işitmedim. Devesini ıhtırıp çöktürdü, ön ayağına bastı. Ben de deveye bindim. Safvan bindiğim deveyi önünden çekerek yürüdü. Nihayet kafile konak yerine indikten sonra öğlen sıcağında orduya yetiştik. Bu sırada benim yüzümden helak olan helak olmuştu. İftiranın çoğunu Abdullah b. Ubey b. Selül yapmıştı. Müteâkiben Medine&#8217; ye geldik. Medine&#8217; ye geldiğimizde ben bir ay hasta oldum. Meğer bu sırada halk iftiracıların sözlerine dalmışlar. Ben ise bunlardan hiç bir şeyin farkında değildim. Yalnız hastalığımda beni işkillendiren bir cihet vardı: Peygamber&#8217; den, hastalandığım başka zamanlarda gördüğüm lutuf ve şefkâti bu hastalığımda görmüyordum. Ancak yanıma giriyor, selam veriyor, sonra da: &#8220;Nasılsınız?&#8221; diyordu. Bu hâl beni işkillendiriyordu. Fakat bir kötülük hissetmiyordum. Nihayet iyileştikten sonra dışarıya çıktım. Benimle beraber Mistah&#8217; ın annesi de çıktı. Biz, Menası tarafına doğru çıktık. Bu yer bizim helamızdı. Buraya biz ancak geceden geceye çıkardık. Bu âdet evlerimizin yakınında helalar edinmemizden önce idi. O zamanlar bizim hâlimiz ilk Arapların âdeti idi. Biz evlerimizin yakınında helalar yapmaktan eziyet duyardık. İşte ben Mistah&#8217; ın annesi ile dışarı çıkıp gittim. Bu kadın, Ebu Ruhm b. Muttalib b. Abdu Menafın kızıdır. Annesi de Sahr b. Âmir&#8217; in kızıdır ki bu kadın da Ebu Bekr Sıddık&#8217; ın teyzesidir. Ebu Ruhm kızının oğlu da Mistah b. Usase b. Abbad b. Muttalib&#8217; dir. Orada hacetimizi gördükten sonra ben ve Ebu Ruhm kızı evimden tarafa dönüp gelirken Mistah&#8217; ın annesinin ayağı çarşafı içinde sürçtü. Kadın: Mistah helak olsun! dedi. Ne fena söyledin! Bedir&#8217; de hazır bulunan bir kimseye mi sövüyorsun? dedim. Kadın bana: Ah kadın! Sen onun söylediği sözü duymadın mı? dedi. Ben: O ne dedi ki? diye sordum. Bunun üzerine o bana iftiracıların sözünü haber verdi. Artık hastalığım kat kat arttı. Evime dönünce yanıma Allah Resulü geldi. Selam verdikten sonra: Nasılsınız? diye sordu. Ben de: Ebeveynimin yanına gitmek üzere bana izin verir misin? dedim. Ben o sırada bu haberi ebeveynim tarafımdan tahkik etmek istiyordum demiştir. Allah Resulü bana izin verdi. Ben de ebeveynimin yanına gittim ve anneme: Ey anneciğim! İnsanlar ne konuşuyorlar? dedim. Annem: Ey yavrucuğum! Sakin ol. Vallahi bir erkeğin yanında sevgili, parlak, güzel bir kadın olsun ve onun bir çok ortakları bulunsun da onun aleyhinde çok laf etmesinler pek nadirdir dedi. Ben de: Subhanallah! İnsanlar bunu mu konuşuyorlarmış? dedim. Bunun üzerine bütün gece ağladım. Sabaha kadar gözümün yaşı dinmiyor, gözüme de uyku girmiyordu. Sonra ağlayarak sabahladım. Allah Resulü de o sabah Ali b. Ebu Talib&#8217; i ve Usame b. Zeyd&#8217; i yanına çağırmıştı. Vahy gecikince ailesi ile ayrılması hususunda onlarla istişare etmişti. Usame b. Zeyd, Peygamber&#8217; in ailesinin beraatını bildiğini ve onlara karşı beslediği sevgiye işaret ederek: Ey Allah&#8217; ın Resulü! Onlar senin ailendir. Biz onun hakkında hayırdan başka bir şey bilmeyiz dedi. Ali b. Ebu Talib&#8217; e gelince, o da: Allah senin başını dara sokmaz. Aişe&#8217; den başka kadınlar çoktur. Cariyeye de sorsan sana doğruyu söyler demişti. Bunun üzerine Allah Resulü Berire&#8217; yi çağırıp: Ey Berire Aişe&#8217; de sana şüphe veren bir hâl gördün mü? diye sordu. Berire de: Seni Hak Peygamber olarak gönderen Allah&#8217; a yemin ederim ki ben Aişe&#8217; den kendisini ayıplayabileceğim hiç bir şey görmüş değilim: Yalnız, Aişe yaşı küçük, genç bir kadındı. Ailesinin hamurunu yoğururken uyurdu da evin besi koyunu gelir hamuru yerdi demiş. Bunun akabinde Allah Resulü minber üzerinde ayağa kalktı ve Abdullah b. Ubey b. Selul&#8217; den özür dilemesini istedi. Kendisi minber üzerinde şöyle hitabetti: Ey Müslümanlar topluluğu! Ev halkıma verdiği ezası son dereceye varan bir şahıs için bana kim yardım eder? Vallahi ben ailem hakkında hayırdan başka bir şey bilmiş değilim. Bir adamın da ismini ortaya koydular ki bu zat hakkında da ben hayırdan başka bir şey bilmiyorum. Bu kimse ailemin yanına da ancak benimle beraber girerdi. Bunun üzerine Ensar&#8217; dan Sa&#8217; d b. Muaz ayağa kalkarak: Ey Allah&#8217; ın Resulü! O kimseye karşı sana ben yardım edeceğim. Eğer Evs&#8217; ten ise biz onun boynunu vururuz. Eğer Hazrec kardeşlerimizden ise yapılacak işi sen bize emredersin biz de emrini yerine getiririz demiş. Bu defa Sa&#8217; d b. Ubade ayağa kalkmış. Bu da Hazrec kabilesinin büyüğü idi. Ve bu vakıadan evvel iyi bir kimse idi. Fakat bu defa kabile hamiyeti onu cahilliğe sürükledi de Sa&#8217; d b. Muaz&#8217; a karşı: Sen yalan söylüyorsun. Allah&#8217; ın ebediyetine yemin ediyorum ki sen onu (yani Abdullah b. Ubey&#8217; i) öldüremezsin ve onu öldürmeye muktedir olamazsın! demiş. Bu defa da Sa&#8217; d b. Muaz&#8217; ın amcasının oğlu olan Useyd b. Hudayr ayağa kalkarak Sa&#8217; d b. Ubade&#8217; ye karşı: Allah&#8217; ın beka ve ebediyetine yemin ediyorum ki sen yalan söylüyorsun. Vallahi biz onu elbette öldürürüz. Sen mutlaka münafıksın ki, münafıklar hesabına bizimle mücadele ediyorsun diye mukabele etmiş. Bu suretle Evs ve Hazrec kabileleri ayaklanmışlar. Hatta birbirleri ile vuruşmaya niyetlenmişler. Allah Resulü ise henüz minber üzerinde ayakta duruyordu. Allah Resulü onları yatıştırmaya devam etti. Nihayet onlar susunca sustu. (Bana gelince:) Ben o gün ağladım. Ne gözümün yaşı dindi, ne de gözüme bir uyku girdi. Sonra ertesi gecemde de ağladım. Yine gözümün yaşı dinmiyor gözüme hiç uyku girmiyordu. Babam ile anam, ağlamak ciğerimi parçalayacak sanıyorlardı. Bu şekilde Ebeveynim yanımda oturdukları, ben de ağlamakta bulunduğum sırada Ensar&#8217; dan bir kadın izin istemişti. Ben de o kadına izin vermiştim. O da oturup benimle ağlıyordu. Biz bu hâl üzere iken Allah Resulü yanımıza girdi, selam verdikten sonra oturdu. Halbuki Allah Resulü bundan evvel hakkımda dedikodu başladığı günden beri yanımda oturmamıştı. Ve Allah Resulü bir ay beklediği halde kendisine hakkımda bir şey vahyolunmamıştı. Allah Resulü oturduğu zaman, şahadet kelimelerini söyledikten sonra: Ey Aişe! Hakkında bana şöyle şöyle sözler geldi. Eğer suçsuz isen yakında Allah seni muhakkak beraat ettirecektir. Yok eğer bir günah işledinse Allah&#8217; tan mağfiret dile ve Allah&#8217; a tevbe et! Çünkü kul, günahını itiraf ve sonra tevbe edince Allah da onun tevbesini kabul edip mağfiret buyurur dedi. Allah Resulü sözlerini bitirince gözümün yaşı kesildi. Hatta göz yaşından bir damla bulamıyordum. Hemen babama: Allah Resulü&#8217; nün söylediği sözlere benim adıma cevap ver dedim. Babam: Vallahi Allah Resulü&#8217; ne ne diyeceğimi bilmiyorum dedi. Sonra Anneme: Allah Resulü&#8217; nün söylediği söze benim adıma cevap ver dedim. O da: Vallahi Allah Resulü&#8217; ne ne diyeceğimi bilmiyorum dedi. Bunun üzerine ben, henüz Kur&#8217; an&#8217; dan çok şey bilmeyen küçük yaşta bir genç olduğum halde şöyle dedim: Vallahi ben kesinlikle anladım ki siz bu dedikoduyu işitmişsiniz. Hatta bu söz sizin gönüllerinizde yer etmiş ve ona inanmışsınız. Şimdi ben size suçsuzum desem (ki Allah suçsuzluğumu biliyor) bu konuda bana inanmazsınız. Ve eğer ben size bir itirafta bulunsam (ki Allah suçsuz olduğumu bilir) sizler beni hemen tasdik edeceksiniz. Vallahi ben kendimde size verecek bir misal bulamıyorum. Ancak Yusuf&#8217; un babasının dediği gibi: Artık (bana düşen) hakkıyla sabretmektir. Sizin şu söylediklerinize karşı yardımına sığınılacak ancak Allah&#8217; tır.Aişe şöyle devam etmiştir: Sonra dönüp yatağıma yattım. Halbuki vallahi o zaman ben suçsuz olduğumu ve Allah&#8217; ın da muhakkak beni temize çıkaracağını biliyordum. Lâkin vallahi hakkımda okunan bir vahy indirileceğini hiç zannetmiyordum. Benim hâlim de kendimce Aziz ve Celil Allah&#8217; ın hakkımda okunan bir şeyle konuşmasından daha aşağı idi. Lâkin Allah Resulü&#8217; nün uykuda bir rüya göreceğini ve Allah&#8217; ın da o rüya ile beni beraat ettireceğini umuyordum. Vallahi Allah Resulü oturduğu yerden kalkmamıştı. Ev halkından bir kimse de dışarı çıkmamıştı. Aziz ve Celil Allah Peygamber&#8217; ine vahy indiriverdi. Kendisini vahy inerken basan şiddet yine bastı. Kendisine indirilen kelamın ağırlığından kış gününde bile inci tanesi gibi ter dökülürdü. Allah Resulünden vahy hâli kalkınca kendisi sevincinden gülüyordu. Söylediği ilk söz şu oldu: &#8220;Müjde ya Aişe! Allah seni beraat ettirdi.&#8221; Bunun üzerine annem bana: Kalk, O&#8217; nun yanına git, dedi. Ben: Vallahi ne ona kalkarım, ne de beraatımı indiren Allah&#8217; tan başkasına hamd ederim dedim. Aziz ve Celil Allah şu on ayeti indirdi: &#8220;O uydurma haberi getirenler içinizden bir cemaattir.(ayetinden itibaren) on ayet indirdi (Nûr, 11-21). Aziz ve Celil Allah işte bu ayetleri benim beraatım hakkında indirmiştir. Ebu Bekr, akrabalığından ve fakirliğinden dolayı infak etmekte bulunduğu Mistah b. Usame için: Aişe hakkında bunları söyledikten sonra vallahi ben de Mistah&#8217; a bir şey vermem! diye yemin etti. Bunun üzerine de Aziz ve Celil Allah: Sizden fazilet ve servet sahibi olanlar, akrabasına, yoksullara, Allah yolunda hicret edenlere yardımda bulunmayacağına yemin etmesin&#8230;&#8221;ayetini, &#8220;Allah&#8217; ın size mağfiret etmesini arzu etmez misiniz?&#8221; sözüne kadarindirdi. Hibban b. Musa&#8217; nın dediğine göre, Abdullah b. Mübarek İşte bu, Allah&#8217; ın kitabı içinde en ümit bahşeden ayettir, demiştir. Bunun üzerine Ebu Bekr Vallahi, ben Allah&#8217; ın beni mağfiret etmesini isterim, dedi ve Mistah&#8217; a veregeldiği yardımı tekrar vermeye başladı ve: Ben bunu ondan ebediyen kesmem dedi. Aişe Allah Resulü, zevcesi Zeynep bt. Cahş&#8217; a benim durumumu sormuş: Ne bilirsin, ne gördün? demişti. O da: Ey Allah&#8217; ın Resulü! Ben kulağımı, gözümü muhafaza ederim. Vallahi hayırdan başka bir şey bilmem, diye cevap verdi. Bu hususta Aişe Zeynep, Peygamber&#8217; in hanımları arasında bana rekabet eden bir kadındı. Fakat Allah onu vera ve takvası sebebiyle muhafaza buyurdu. Kızkardeşi Hamne bt. Cahş ise onunla mücadele etmeye başladı da bu sebeple helak olanlar içinde helak oldu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4974</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/tevbe.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MÜNAFIKLARIN SIFATLARI VE HÜKÜMLERİ</title>
		<link>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/munafiklarin-sifatlari-ve-hukumleri.html</link>
		<comments>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/munafiklarin-sifatlari-ve-hukumleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 18:56:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis-i Serifler]]></category>
		<category><![CDATA[münafıklar]]></category>
		<category><![CDATA[münafıklarin hükümleri]]></category>
		<category><![CDATA[münafıklarin sıfatlari]]></category>
		<category><![CDATA[MÜNAFIKLARIN SIFATLARI VE HÜKÜMLERİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.peygamber.biz/?p=553</guid>
		<description><![CDATA[MÜNAFIKLARIN SIFATLARI VE HÜKÜMLERİ Zeyd b. Erkam (r.a.) şöyle anlatır: Biz Allah Resulüyle birlikte bir sefere çıktık. Bu seferde halka bir kıtlık isabet etti. Bunun üzerine Abdullah b. Ubey arkadaşlarına: Allah Resulü&#8217; nün yanında bulunan kimseleri beslemeyin ki etrafından dağılıp gitsinler dedi.Ravi Züheyr: Bu &#8220;havlehu&#8221; kelimesini mecrur okuyanın kıraatıdır dedi. Ubey devamla: Eğer Medine&#8217; ye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>MÜNAFIKLARIN SIFATLARI VE HÜKÜMLERİ</p>
<p></strong>Zeyd b. Erkam (r.a.) şöyle anlatır:<br />
Biz Allah Resulüyle birlikte bir sefere çıktık. Bu seferde halka bir kıtlık isabet etti. Bunun üzerine Abdullah b. Ubey arkadaşlarına: Allah Resulü&#8217; nün yanında bulunan kimseleri beslemeyin ki etrafından dağılıp gitsinler dedi.Ravi Züheyr: Bu &#8220;havlehu&#8221; kelimesini mecrur okuyanın kıraatıdır dedi. Ubey devamla: Eğer Medine&#8217; ye dönersek andolsun kuvvetli olan, en hakir olanı muhakkak oradan çıkaracaktırdedi. Ben hemen Peygamber&#8217; e geldim ve bu sözleri kendisine haber verdim. Peygamber, Abdullah b. Ubey&#8217; e adam gönderip bunu kendisinden sordu. Ubey, bunu söylemediğine var kuvvetiyle yemin etti ve: Zeyd, Allah Resulüne yalan söylemiş dedi. Onların söyledikleri şeyden gönlüme şiddetli bir hüzün düştü. Nihayet Allah beni tasdik ederek: Münafıklar sana geldiği zaman&#8230;suresini indirdi. Sonra Peygamber onları kendileri için istiğfar etmeğe davet etti de onlar başlarını çevirdiler. Bir de şu ayet indi: Onlar dayanmış keresteler gibidirler.Zeyd: Onlar en güzel adamlardı dedi.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4976</p>
<p>Cabir&#8217; in (r.a.) anlattığına göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.), Abdullah b. Ubey&#8217; in kabrine geldi. Onu kabrinden dışarı çıkardı. İki dizi üzerine koydu. Onun üzerine tükürüğünden üfledi ve ona gömleğini giydirdikten sonra &#8220;Allah en iyi bilir&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4977</p>
<p>Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle anlatır:<br />
Kâbe&#8217; nin yanında üç kişi toplandılar. Bunların ikisi Kureyş&#8217; li, biri Sakif&#8217; li yahut da ikisi Sakif&#8217; li, biri Kureyş&#8217; li idi. Kalplerinin anlayışı az, karınlarının yağı çoktu. Bunlardan biri: Allah&#8217; ın bizim konuştuklarımızı işittiğini zannediyor musunuz? dedi. Diğeri: Eğer açıktan söylersek işitir, gizli söylersek işitmez dedi. Öteki ise: Eğer açıktan söylediğimiz zaman işitirse gizli söylediğimiz zaman da işitir dedi. İşte bunun üzerine Aziz ve Celil Allah: Siz, ne kulaklarınız, ne gözleriniz, ne de derilerinizin aleyhinize şahidlik etmesinden sakınmıyordunuz&#8230;ayetini indirmiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4979</p>
<p>Zeyd b. Sabit&#8217; ten (r.a.) rivayet edildiğine göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.) Uhud harbine çıktı. Bu sırada yanında bulunanlardan bir takım insanlar geriye döndüler. Peygamber&#8217; in sahabeleri de bunlar hakkında iki grup oldular. Bir kısmı: Onları öldürelim dedi. Bir kısmı da: Hayır öldürmeyelim dedi. Bunun üzerine: Size ne oldu da münafıklar hakkında iki fırka oldunuz?ayeti indi.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4980</p>
<p>Ebu Saîd Hudrî&#8217; nin (r.a.) bildirdiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) zamanında münafıklardan bir takım kimseler, Peygamber gazaya çıktığı vakit arkaya kalırlardı ve Allah Resulü&#8217; nün arkasında kalıp (evlerinde) oturduklarına sevinirlerdi. Peygamber geldiği zaman da ona bir takım özürler beyan edip yemin ederler ve yapmadıkları bir şeyle övülmelerini arzu ederlerdi. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: Yaptıklarına sevinen, yapmadıkları ile de övülmelerini isteyenleri zannetme. Evet, bunları sakın azabtan kurtulacak zannetme!<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4981</p>
<p>İbn Abbas&#8217; ın (r.a.) rivayetinde Humeyd b.Abdurrahman b. Avf şöyle anlatıyor:<br />
Mervan (r.a.), kapıcısına: Ey Rafi&#8217; ! İbn Abbas&#8217; a git ve ona: Eğer biz müslümanlardan, yaptığına sevinen ve yapmadığı bir işle övülmek isteyen herkes azap olunacak ise, hepimiz azap olunacağız (demektir)? diye sor dedi. İbn Abbas bu suale: Bu ayetten size ne? Bu ayet ancak Kitap Ehli hakkında nazil olmuştur, diye cevap verdi. Sonra: Hani Allah kendilerine Kitap verilenlerden, onu insanlara açıklayacaklarına ve gizlemeyeceklerine dair söz almıştı.ayetini okudu. Yine İbn Abbas Yaptıklarına sevinen, yapmadıklarıyla da övülmelerini arzu edenleri zannetme.&#8221;(Âl-i İmrân, 188) ayetini okudu. İbn Abbas bundan sonra şöyle dedi: Peygamber (a.s.) bir kere onlara bir şey sordu. Onlar da sualin cevabını ondan sakladılar da başkasını haber verdiler. Müteâkiben Peygamber&#8217; in kendilerinden sormuş olduğu şeyi sanki ona haber vermişler göstererek dışarı çıktılar ve kendisinden bundan dolayı övülmelerini istediler. Sorduğu şeyi gizlemiş olmaktan da sevindiler.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4982</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.):<br />
Bizden, Neccar oğullarından bir kimse vardı. Bu zat, Bakara ve Ali İmran surelerini okumuştu. Allah Resulü&#8217; ne de katiplik yapıyordu. Derken bu adam kaçıp gitti ve Kitap Ehline katıldı. Onlar kendisini yüksek makamlara çıkardılar ve: Şu adam Muhammed&#8217; e katiplik yapıyordu diyerek kendisini pek beğendiler. Aradan çok zaman geçmeden Allah onun boynunu helak etti. Onun için bir mezar kazdılar ve onu gömdüler. Fakat sabah olunca yer onu dış yüzüne atmıştı. Sonra döndüler ve onun için yine bir çukur kazdılar ve onu tekrar gömdüler. Arz tekrar onu yeryüzüne attı. Sonra döndüler, bir çukur daha kazdılar ve yine gömdüler. Fakat yer onu yine dış yüzüne atmıştı. Bunun üzerine artık onu atıldığı vaziyette bıraktılar.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4987</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/munafiklarin-sifatlari-ve-hukumleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KIYAMET, CENNET VE CEHENNEMİN SIFATI</title>
		<link>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/kiyamet-cennet-ve-cehennemin-sifati.html</link>
		<comments>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/kiyamet-cennet-ve-cehennemin-sifati.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 18:55:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis-i Serifler]]></category>
		<category><![CDATA[cehennem]]></category>
		<category><![CDATA[cehennemin sıfatlari]]></category>
		<category><![CDATA[CENNET VE CEHENNEMİN SIFATI]]></category>
		<category><![CDATA[cennetin sıfatlari]]></category>
		<category><![CDATA[kıyamet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.peygamber.biz/?p=551</guid>
		<description><![CDATA[KIYAMET, CENNET VE CEHENNEMİN SIFATI Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.) nakledildiğine göre: Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Kıyamet gününde iri cüsseli, semiz bir kişi gelir. Fakat Allah yanında, bir sivrisineğin kanadı kadar ağırlığı olmayacaktır.&#8221; Şu ayeti okuyunuz: Biz de onlar için hiç bir tartı tutmayacağız. Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4991 Abdullah b. Mesûd (r.a.) Hz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>KIYAMET, CENNET VE CEHENNEMİN SIFATI</p>
<p></strong>Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.) nakledildiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Kıyamet gününde iri cüsseli, semiz bir kişi gelir. Fakat Allah yanında, bir sivrisineğin kanadı kadar ağırlığı olmayacaktır.&#8221; Şu ayeti okuyunuz: Biz de onlar için hiç bir tartı tutmayacağız.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4991</p>
<p>Abdullah b. Mesûd (r.a.)<br />
Hz. Peygamber&#8217; in huzuruna bir alim geldi ve: Ey Muhammed! yahut da: Ey Ebu&#8217; l-Kasım! Hiç şüphesiz yüce Allah Kıyamet gününde gökleri bir parmağında, yerleri bir parmağında, bütün dağları, ağaçları bir parmağında, suları ve toprakları bir parmağında, diğer mahlukları da bir parmağında tutacak. Sonra onları sallayarak: Melik benim! Melik benim! buyurur dedi. Allah Resulü (a.s.), alimin söylediklerine şaşarak onu tasdik olmak üzere güldü. Sonra şu ayeti okudu: Onlar Allah&#8217; ı hakkıyla takdir edemediler. Halbuki Kıyamet günü bütün yer onun bir elindedir. Gökler de onun sağ elinde dürülmüştür. Tenzih ederim; O, onların koştukları ortaklardan münezzehtir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4992</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; nin (r.a.) anlattığına göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Yüce Allah Kıyamet günü bütün yeri avucuna alır. Göğü de sağ elinde dürer. Sonra: &#8220;Melik benim. Hani yeryüzünün hükümdarları neredeler!&#8221; diye hitap eder.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4994</p>
<p>Abdullah b. Ömer (r.ahm.),<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyurduğunu bildirmiştir: &#8220;Aziz ve Celil Allah Kıyamet günü bütün gökleri dürer. Sonra onları sağ eli ile tutar. Sonra da: &#8220;Melik benim! Zalimler nerede? Mütekebbirler nerede?&#8221; buyurur. Sonra sol eliyle de gökleri dürer. Ardından: &#8220;Melik benim! Zalimler nerede, mütekebbirler nerede?&#8221; buyurur.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4995</p>
<p>Sehl b. Sa&#8217; d (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.): &#8220;Kıyamet günü insanlar beyaz unun çöreği gibi bembeyaz, kızıl beyaz bir yerde toplanacak. Orada hiç bir kimse için bir alâmet olmayacak&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 4998</p>
<p>Ebu Saîd Hudrî (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: &#8220;Kıyamet gününde yer, tek bir çörek gibi olur. Cebbar olan Allah, onu herhangi birinizin yolculukta çöreğini evirip çevirdiği gibi Cennet ahalisi için bir ikram olmak üzere çevirir.&#8221; Ebu Saîd dedi ki: Bu sırada Yahudilerden biri geldi ve: Ey Ebu&#8217; l-Kasım! Rahman olan Allah sana bereket versin! Cennet ahalisinin Kıyamet gününde azığının ne olduğunu sana haber vereyim mi? dedi. Allah Resulü: Evet, buyurdu. Yahudi Allah Resulü&#8217; nün dediği gibi: Yer, bir tek çörek olur dedi. Bunun üzerine Allah Resulü bizlere baktı, azı dişleri görülünceye kadar güldü. Sonra Yahudi: Sana onların katığını da haber vereyim mi? dedi. Allah Resulü: Evet dedi. Yahudi: Onların katığı balam ve nun&#8217; dur dedi. Sahabeler: Bunlar nedir? diye sordular. Yahudi: Öküz ile balıkdır. Bunların ciğerinin kenarından yetmiş bin kişi yiyecektir, dedi.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5000</p>
<p>Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle anlatır:<br />
Bir gün Peygamber&#8217; le birlikte bir tarlada yürüyordum. Kendisi bir hurma dalına dayanıyordu. Derken bir kaç Yahudiye tesadüf ettik. Birbirlerine: Ona ruhu sorun dediler ve şöyle konuştular: Neden O&#8217; na sorma gereği duyuyursunuz? Sizin karşınıza hoşunuza gitmeyen bir şeyle çıkmıyor ki. Fakat yine de O&#8217; na sorun dediler. Bunun üzerine biri kalktı ve Peygamber&#8217; e ruhu sordu. Peygamber sükut etti. Anladım ki kendisine vahy geliyor. Yerimde durdum. Vahy nazil olunca: Sana ruh hakkında soruyorlar. Onlara de ki: Ruh, Rabbimin işidir. Sizlere ancak pek az bir bilgi verilmiştirbuyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5002</p>
<p>Enes b. Malik&#8217; in (r.a.) anlattığına göre:<br />
Ebu Cehil Allahım! Eğer bu hakikaten senin tarafından gelen hak bir (din) ise, bize gökten taş yağdır veya bize acı bir azap ver! dedi. İşte bunun üzerine şu ayetler nazil oldu: Sen aralarındayken Allah onlara azap edecek değildir. İstiğfar ettikleri müddetçe de Allah onlara azap edecek değil. Onlar Mescid-i Haram&#8217; dan menedip dururken Allah ne diye kendilerine azap etmeyecekmiş.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5004</p>
<p>Abdullah b. Mesûd&#8217; un (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:<br />
Biz Abdullah&#8217; ın yanında oturuyorduk. Abdullah aramızda yaslanmıştı. Derken kendisine bir kimse geldi ve: Ey Ebu Abdurrahman! Hikayeci bir adam Kind&#8217; e kapıları yanında hikaye anlatıyor ve Duman mucizesi gelerek kâfirlerin nefesini keseceğini, müminlerin ise ondan nezle kadar etkileneceklerini iddia ediyor, dedi. Abdullah b. Mesûd kızgın bir halde oturarak şöyle dedi. Ey insanlar! Allah&#8217; tan korkun. Sizden her kim bir şey biliyorsa bildiğini söylesin. Bilmeyen de &#8220;Allah bilir&#8221; desin. Çünkü O, birinizin bilmediği bir şey için Allah bilir demesini en iyi bilendir. Aziz ve Celil Allah Peygamber&#8217; ine: Ben buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ve ben yapmacık davrananlandan da değilim de!buyurdu. Allah Resulü (a.s.) insanlarda İslâm&#8217; a karşı bir gerileme görünce: &#8220;Allahım! Yusuf&#8217; un yedi (kıtlık) yılı gibi yedi (kıtlık yılı olsun)!&#8221; buyurmuştu. Bunun üzerine Kureyş&#8217; i şiddetli bir kıtlık yılı yakaladı ki her şeyi silip süpürdü. Hatta açlıktan hayvan derilerini, leşleri yediler. Onlardan biri gökyüzüne bakardı da duman şeklinde bir şey görürdü. Ebu Süfyan hemen Peygamber&#8217; in yanına geldi ve: Ey Muhammed! Sen geldin, Allah&#8217; a itaati ve akrabalık bağlarını gözetmeyi emrediyorsun. Kavmin ise helak oldular. Artık onlar için Allah&#8217; a dua et! dedi. Aziz ve Celil Allah: Şimdi sen, Sema&#8217; nın insanları bürüyecek apaşikâr bir duman getireceği günü gözetle. Bu pek yaman bir azap!&#8221;ayetini, &#8220;Siz hiç şüphe yok ki tekrar döneceksinizsözüne kadar buyurdu. Allah&#8217; ın: Fakat biz büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, kesinlikle intikamımızı alırızbuyurulan günde Ahiret azabı kaldırılır mıydı? Ayetindeki batşe (yakalamak) günü, Bedr günüdür. Demek ki Duhânayeti, batşe, lizam ve Rum ayeti geçmişlerdir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5006</p>
<p>Abdullah b. Mesûd (r.a.)<br />
Allah Resulü (a.s.) zamanında ay iki parçaya bölündü de Allah Resulü: &#8220;Şahid olunuz!&#8221; buyurdu, demiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5010</p>
<p>Enes b. Malik&#8217; in (r.a.) anlattığına göre:<br />
Mekke halkı Allah Resulü&#8217; nden (a.s.) kendilerine bir mucize göstermesini istemişler. O da onlara ayın yarılmasını iki kere göstermiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5013</p>
<p>İbn Abbas (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) zamanında ay yarıldı demiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5015</p>
<p>Ebu Musa (r.a.)<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu, demiştir: &#8220;İşitmekte olduğu ezaya karşı Aziz ve Celil Allah&#8217; tan daha sabırlı kimse yoktur. Kendisine şirk koşulur, çocuk nisbet edilir de sonra Allah onları yine selamette kılar ve rızıklandırır.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5016</p>
<p>Abdullah b. Kays&#8217; ın (r.a.) anlattığına göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;İşittiği ezaya karşı Yüce Allah&#8217; tan daha sabırlı hiç bir kimse yoktur. Onlar Allah&#8217; a eş koşuyorlar, ona çocuk isnat ediyorlar da bununla beraber, Allah onları rızıklandırıyor, selamette kılıyor ve onlara veriyor.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5017</p>
<p>Enes b. Malik&#8217; ten (r.a.) rivayet edildiğine göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Yüce Allah Cehennemliklerin en hafif azablısına: Dünya ve dünyadaki her şey senin olsa onu fidye eder miydin? buyurur. O kul: Evet, der. Bunun üzerine Allah: Sen Adem&#8217; in sulbünde iken ben senden daha hafif bir şeyi: Bana ortak tanımamanı istemiştim. (Ravi, şöyle dediğini de zannediyorum dedi) Ben de seni ateşe atmayacaktım. Fakat sen şirkten başkasını kabul etmedin, buyurur.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5018</p>
<p>Enes b. Malik&#8217; in (r.a.) anlattığına göre:<br />
Bir adam: Ey Allah&#8217; ın Resulü! Kâfir Kıyamet gününde yüzüstü nasıl haşrolunur? diye sordu. Allah Resulü: Dünyada onu iki ayağı üzerine yürüten Kıyamet gününde yüzüstü yürütmeğe kadir değil midir? buyurdular.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5020</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: &#8220;Müminin misali ekin gibidir. Rüzgâr onu sallar durur. Mümine de bela ve sıkıntı gelmeye devam eder. Münafığın misali de sedir ağacı gibidir ki kesilmedikçe sallanmaz.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5024</p>
<p>Kaab b. Malik (r.a.)<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Müminin misali, bir deste ekin gibidir. Rüzgâr onu eğiltir durur. Bazen yere vurur, bazen doğrultur. Kâfirin misali ise, kökü üzerinde dimdik duran sedir ağacı gibidir. Kökünden bir defada sökülünceye kadar, onu hiç bir şey eğiltemez.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5025</p>
<p>Abdullah b. Ömer&#8217; in (r.a.) anlattığına göre:<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Ağaçlardan bir ağaç vardır ki yaprağı düşmez. O ağaç müslümanın benzeridir. O nedir? Bana söyleyiniz&#8221; buyurdu. İnsanların aklı kırlardaki ağaçlara takıldı. Abdullah Bunun hurma ağacı olduğu hatırıma geldi. Fakat utandım. Ondan sonra insanlar: Ey Allah&#8217; ın Resulü! Bize söyle, o nedir? diye sordular. Allah Resulü: &#8220;O hurma ağacıdır&#8221; cevabını verdi. Ben bunu Ömer&#8217; e söyledim. O hurma ağacıdır deseydin, benim için şundan ve şundan daha makbul olurdu, dedi, demiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5027</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.) bildirildiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Sizden hiç kimseyi ameli kurtaramayacaktır&#8221; buyurdu. Bir kimse: Ey Allah&#8217; ın Resulü! Seni de mi? diye sordu. Allah Resulü: &#8220;Evet beni de. Şu kadar ki Allah&#8217; ın beni kendinden bir rahmet ile örtmesi vardır. Lâkin sizler daima doğruyu isteyin,&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5036</p>
<p>Muğire b. Şu&#8217; be&#8217; nin (r.a.) anlattığına göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.) ayakları şişinceye kadar namaz kıldı. Kendisine: Allah senin gelmiş geçmiş bütün günahlarını mağfiret eylemiş iken, niçin bu külfete katlanıyorsun? denildi. Allah Resulü buna: &#8220;Şükreden bir kul olmayayım mı?&#8221; diye cevap verdi.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5044</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.) şöyle anlatır:<br />
Allah Resulü (a.s.) namazı kıldığı zaman ayakları çatlayıncaya kadar kıyam yapardı. Aişe &#8220;Ey Allah&#8217; ın Resulü! Senin gelmiş geçmiş bütün günahların mağfiret edildiği halde, bunu niçin yapıyorsun?&#8221; diye sordu. Peygamber: &#8220;Ey Aişe! Ben Allah&#8217; a çok şükreden bir kul olmayayım mı?&#8221; buyurdular.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5046</p>
<p>Abdullah b. Mesûd&#8217; un (r.a.) rivayetinde Şakik şöyle anlatır:<br />
Abdullah b. Mesûd&#8217; un kapısı yanında onu beklerken oturuyorduk. Derken yanımızdan Yezid b. Muaviye Nehai geçti. Ona: Abdullah&#8217; a burada bulunduğumuzu bildiriver dedik. Yezid, Abdullah&#8217; ın huzuruna girdi. Çok geçmeden Abdullah bizim yanımıza çıktı ve: Sizlerin burada bulunduğunuzu haber aldım. Fakat yanınıza çıkmama sizleri bıktırırım endişesi engel oldu. Çünkü Allah Resulü (a.s.) vaaz ve nasihat hususunda bıktırır endişesiyle bazı günler bizden söz alırdı, dedi.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5047</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/kiyamet-cennet-ve-cehennemin-sifati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CENNET, CENNET NİMETLERİ VE CENNETLİKLERİN SIFATİ</title>
		<link>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/cennet-cennet-nimetleri-ve-cennetliklerin-sifati.html</link>
		<comments>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/cennet-cennet-nimetleri-ve-cennetliklerin-sifati.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 18:52:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis-i Serifler]]></category>
		<category><![CDATA[cennet]]></category>
		<category><![CDATA[cennet nimetleri]]></category>
		<category><![CDATA[CENNET NİMETLERİ VE CENNETLİKLERİN SIFATİ]]></category>
		<category><![CDATA[cennetliklerin sıfatlari]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.peygamber.biz/?p=548</guid>
		<description><![CDATA[CENNET, CENNET NİMETLERİ VE CENNETLİKLERİN SIFATI Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.) nakledildiğine göre: Peyamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Aziz ve Celil Allah: Ben iyi kullarım için hiç bir gözün görmediği, hiç bir kulağın işitmediği ve hiç bir insanın kalbinden geçmeyen şeyler hazırladım, buyurdu.&#8221; Allah&#8217; ın kitabında bunu tasdik eden delil şu ayettir: Artık yaptıklarına karşılık olarak, onlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>CENNET, CENNET NİMETLERİ VE CENNETLİKLERİN SIFATI</p>
<p></strong>Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.) nakledildiğine göre:</p>
<p>Peyamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Aziz ve Celil Allah: Ben iyi kullarım için hiç bir gözün görmediği, hiç bir kulağın işitmediği ve hiç bir insanın kalbinden geçmeyen şeyler hazırladım, buyurdu.&#8221; Allah&#8217; ın kitabında bunu tasdik eden delil şu ayettir: Artık yaptıklarına karşılık olarak, onlar için ne sevinçler saklandığını hiç kimse bilemez.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5050</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.): &#8220;Şüphesiz Cennette bir ağaç vardır ki bir süvari onun gölgesinde yüz sene yürür&#8221; buyurduğunu rivayet etmiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5054</p>
<p>Sehl b. Sa&#8217; d (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyurduğunu söylemiştir: &#8220;Şüphesiz Cennette bir ağaç vardır ki bir süvari onun gölgesinde yüz sene yürüse de gölgesini bitiremez.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5055</p>
<p>Ebu Saîd Hudrî&#8217; nin (r.a.) rivayet ettiğine göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.): &#8220;Şüphesiz Cennette öyle bir ağaç vardır ki bir süvari, süratli, talimli, iyi cins bir at ile yüz sene yürüse de onu bitiremez&#8221; buyurmuştur.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5056</p>
<p>Ebu Saîd Hudrî&#8217; den (r.a.) bildirildiğine göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.): &#8220;Allah, Cennet ahalisine: Ey Cennet ahalisi! diye hitap buyurur. Onlar: Ey Rabbimiz! Sana iki defa icabet ederiz ve kullukta daimiz. Hayır senin iki elindedir derler. Allah: Razı oldunuz mu? buyurur. Kullar: Ya Rab! Nasıl razı olmayalım? Sen bize mahlûkatından hiç bir kimseye vermediğini ihsan buyurdun! derler. Allah: Bundan daha kıymetlisini vereyim mi? buyurur. Onlar: Ey Rabbimiz! Bundan daha kıymetli ne olabilir ki? derler. Bunun üzerine Allah: Ben size rıdvanımı (razımı) helal kılıyorum ve artık bundan sonra sizlere ebediyen kızmam! buyurur.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5057</p>
<p>Sehl b. Sa&#8217; d&#8217; dan (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.): &#8220;Şüphesiz Cennet ehli Cennetteki köşkü, sizin gökte yıldızı gördüğünüz gibi göreceklerdir&#8221; buyurmuştur.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5058</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />
Ebu&#8217; l-Kasım (a.s.) &#8220;Cennete ilk girecek zümre ayın on dördüncü gecesindeki sureti üzere girecekler. Bunların peşi sıra girenler de semadaki parlak yıldız suretinde geleceklerdir. Her birine iki zevce vardır. Bunların bacağının iliği etinin üstünden görünür. Ve Cennette bekar yoktur&#8221; buyurmuştur, dedi.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5062</p>
<p>Ebu Musa Eş&#8217; ari&#8217; den (r.a.) nakledildiğine göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Muhakkak mümin için Cennette içi boş bir tek inciden bir çadır vardır. Boyu altmış mildir. Mümine mahsus aileler vardır ki mümin onları dolaşıp ziyaret eder, fakat onlar birbirlerini görmezler.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5070</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; nin (r.a.) rivayet ettiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Aziz ve Celil Allah Adem&#8217; i kendi suretinde yarattı. Onun boyu altmış arşındır. Adem&#8217; i yaratınca: Haydi git de şu cemaate selam ver. Onlar oturan bir grup melekti. Sana ne cevap vereceklerini iyi dinle. Çünkü bu, hem senin, hem de zürriyetinin selamı olacaktır, buyurdu. Bunun üzerine Adem gitti ve melekler topluluğuna: -esselamu aleyküm (selam size) dedi. Onlar da: -esselamu aleyke ve rahmetullah (selam ve Allah&#8217; ın rahmeti senin üzerine olsun) diye karşıladılar. Ve selamlarına &#8220;Ve Rahmetullah&#8221; cümlesini ziyade ettiler. Cennete giren herkes Adem&#8217; in suretinde ve altmış arşın uzunluğunda olacaktır. Ama Adem&#8217; den sonra insanlar ta şimdiye kadar kısalmaya devam etmiştir.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5075</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; nin (r.a.) anlattığına göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.): &#8220;Siz Adem oğullarının yakmakta olduğunuz şu ateşiniz Cehennem ateşinin yetmiş cüzünden bir parçadır&#8221; buyurdu. Sahabeler: Ey Allah&#8217; ın Resulü! Vallahi bu bile yetecekmiş, dediler. Allah Resulü: &#8220;Cehennem ateşi her biri dünya ateşi sıcaklığı derecesinde olmak üzere üzerine altmış dokuz kat daha fazla kılındı&#8221; buyurmuştur.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5077</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: &#8220;Cehennem ile Cennet münakaşa ettiler. Cehennem: Bana zalimler ve mütekebbirler girer dedi. Cennet: Bana zayıflar ve miskinler girer dedi. Aziz ve Celil Allah Cehenneme: Sen benim azabımsın. Dileyeceğim kimselere seninle azap ederim buyurdu. (Belki de: Dilediğime seninle isabet ederim demiştir). Cennete de: Sen benim rahmetimsin. Dilediğim kimselere seninle merhamet ederim. İkinizi de dolduracak vardır buyurdu.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5081</p>
<p>Enes b. Malik&#8217; in (r.a.) bildirdiğine göre:<br />
Allah&#8217; ın Peygamber&#8217; i (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Cehennem durmadan: Daha var mı? diyecek. Nihayet İzzetin Rabbine Pak ve Yüce Allah ona ayağını koyar. Bunun üzerine Cehennem: İzzetine yemin ederim ki yeter, yeter! der ve parçaları birbirine dürülür.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5084</p>
<p>Ebu Saîd&#8217; in (r.a.) anlattığına göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Kıyamet günü ölüm, alaca bir koç suretinde getirilir. (Ebu Kureyb şunu ziyade etti:) Cennet ile Cehennem arasında durdurulur. (Hadisin kalan kısmında ittifak etmişlerdir). Müteâkiben: Ey Cennet ahalisi! Sizler bunu tanıyor musunuz? denilir. Cennetlikler hemen başlarını kaldırıp bakarlar ve: Evet, bu ölümdür derler. Sonra: Ey Cehennem ahalisi! Sizler bunu tanıyor musunuz? diye sorulur. Onlar da başlarını kaldırarak bakarlar ve: Evet, bu ölümdür derler. Bunu takiben koçun kesilmesi emrolunur ve derhal boğazlanır. Bundan sonra: Ey Cennet halkı! Cennette ebedi yaşıyacaksınız, artık ölüm yoktur. Ve ey Cehennem halkı! Sizler de ebedisiniz, artık ölüm yoktur denilir.&#8221; Bundan sonra Allah Resulü şu ayeti okudu: Onları hasret günü ile korkut. Çünkü onlar hâlâ gaflet içinde ve hâlâ iman etmemişken iş bitmiş olur.Allah Resulü bu ayeti okurken eliyle dünyaya işaret etmiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5087</p>
<p>Abdullah b. Ömer (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyurduğunu söylemiştir: &#8220;Allah, Cennetlikleri Cennete, Cehennemlikleri de Cehenneme sokar. Sonra aralarında bir tellal kalkıp: Ey Cennet ahalisi! Artık ölüm yoktur; ve: Ey Cehennem ahalisi! Artık ölüm yoktur. Herkes bulunduğu yerde ebedidir! diyecektir.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5088</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.): &#8220;Kâfirin avurt dişi (yahut azı dişi) Uhud (dağı) kadar, derisinin kalınlığı da üç günlük mesafedir&#8221; buyurduğunu bildirmiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5090</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.) Allah Resulü&#8217; ne isnat ettiği hadiste Allah Resulü (a.s.):<br />
&#8220;Cehennemde kâfirin iki omuzu arası, hızlı giden bir süvarinin üç günlük yolu kadardır&#8221; buyurmuştur.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5091</p>
<p>Harise b. Vehb Huzai (r.a.)<br />
Hz. Peygamber (a.s.) den şunları işittiğini söylemiştir: Peygamber: &#8220;Size Cennet ehlini haber vereyim mi?&#8221; buyurdu. Sahabeler: Evet, dediler. Allah Resulü: Zayıf olan ve halk tarafından zayıf görülen her mümin (Cennetlik) dir. Allah&#8217; a yemin etse, muhakkak ki Allah onu yemininde doğru çıkarır, buyurdu. Sonra da: &#8220;Size Cehennem ehlini haber vereyim mi?&#8221; buyurdu. Sahabeler: Evet, dediler. Allah Resulü: Her katı yürekli, düşman ve kibirli kimsedir, buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5092</p>
<p>Abdullah b. Zema (r.a.) şöyle anlatır:<br />
Allah Resulü (a.s.) hutbe okudu da deveyi ve onu boğazlayanı anarak şöyle buyurdu: Semud kavminin en aşağılığı fırladığı zaman&#8230;&#8221;Buna, Ebu Zema gibi kuvvetli, şirret bir adam kalkıştı&#8221; buyurdu. Sonra Allah Resulü kadınlardan bahsederek onlar hakkında öğütler verdi ve: &#8220;Sizden biriniz karısını ne zamana kadar dövecek?&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5095</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatır:<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Ben şu Kaab oğullarının atası Amr b. Luhay b. Kama b. Hındifi, Cehennemde bağırsaklarını sürüklerken gördüm&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5096</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.),<br />
Allah Resulü&#8217; nden (a.s.) şunları işittiğini söylemiştir: &#8220;İnsanlar Kıyamet gününde yalınayak, çıplak ve sünnetsiz olarak haşrolunurlar.&#8221; Ben de: Ey Allah&#8217; ın Resulü! Kadın ve erkekler beraber olup birbirlerine bakacaklar mı? dedim. Allah Resulü: &#8220;Ey Aişe! Mesele, birbirlerine bakmalarından çok daha vahim&#8221; buyurdular.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5102</p>
<p>İbn Abbas (r.a.)<br />
Hz. Peygamber&#8217; i (a.s.) hutbede şöyle buyururken işitmiştir: &#8220;Muhakkak ki sizler Allah&#8217; a yürüyerek, yalınayak, çıplak ve sünnetsiz olarak kavuşacaksınız!&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5103</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.) rivayet edildiğine göre:</p>
<p>Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;İnsanlar üç fırka olarak haşredilecekler: Birinci fırka, istekliler, korkanlar. İkinci fırka, İki kişi bir deve üzerinde, üçü bir deve üzerinde, dördü bir deve üzerinde ve on kişi bir deve üzerinde olanlar. Geri kalanlarını da Cehennem toplayacak; nerede geceyi geçirirlerse, o ateş de onlarla beraber geceler. Onlar nerede istirahat ederlerse o da onlarla beraber istirahat eder. Sabahladıkları yerde onlarla beraber sabahlar. Akşamladıkları yerde, onlarla beraber akşamlar.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5105</p>
<p>Abdullah b. Ömer (r.ahm.),<br />
Hz. Peygamber&#8217; in (a.s.) İnsanlar alemlerin Rabbi için kalkacağı günayeti hakkında şöyle buyurduğunu haber vermiştir: &#8220;İnsanlardan her biri kulaklarının yarı yerlerine kadar tere batmış olarak kalkacaktır.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5106</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.) rivayet edildiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Şüphesiz Kıyamet günü ter, yerin içine yetmiş kulaç işleyecektir. Ve hiç şüphesiz insanların ağızlarına yahut kulaklarına kadar ulaşacaktır.&#8221; Ravi Sevr, bunların hangisini söylediğinde tereddüt etmiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5107</p>
<p>İbn Ömer&#8217; in (r.ahm.) bildirdiğine göre:<br />
Resulüllah (a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Sizden biriniz vefat ettiğinde, sabah ve akşam ona oturacağı makamı gösterilir. O kimse Cennet ehlinden ise, Cennetlik; ateş ehlinden ise Cehennemlik olacaktır. Ve ona: Kıyamet günü Allah seni oraya gönderinceye kadar işte senin yerin budur, denilir.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5110</p>
<p>Ebu Eyyûb (r.a.)<br />
Bir gün güneş battıktan sonra Allah Resulü (a.s.) dışarı çıktı ve bir ses işitti: Bunun üzerine: &#8220;Yahudiler kabirlerinde azap görüyorlar&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5114</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.)<br />
Allah&#8217; ın Peygamber&#8217; i (a.s.) şöyle buyurdu demiştir: &#8220;Kul, kabrine konduğu ve arkadaşları geri dönüp gittikleri zaman onların ayakkabılarının seslerini şüphesiz işitir. Buyurdular ki: İki melek gelip onu oturtarak: Şu adam hakkında ne derdin? diye sorarlar. Mümin: Onun Allah&#8217; ın kulu ve Resulü olduğuna şahadet ederim diye cevap verir. Bunun üzerine ona: Cehennemdeki yerine bak! Allah onun yerine sana Cennetten bir yer verdi, denilir.&#8221; Allah&#8217; ın Peygamber&#8217; i: &#8220;O iki makamını birden görür&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5115</p>
<p>Bera b. Azib&#8217; den (r.a.) nakledildiğine göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.): Allah, iman edenleri sabit sözle yerlerinde tutarayeti kabir azabı hakkında indi. Kabirde ölüye: Rabbin kimdir? diye sorulur. O da: Rabbim Allah ve Peygamberim Muhammed&#8217; dir der. İşte, Aziz ve Celil Allah&#8217; ın: Allah, iman edenleri dünya hayatında da Ahirette de sözlerinde sabit tutar&#8230;ayeti budur, buyurmuştur.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5117</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.)<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Kıyamet gününde kim hesaba çekilirse azap görecektir&#8221; buyurdu. Bunun üzerine ben: Aziz ve Celil Allah İşte kolayca bir hesaba çekilirbuyurmamış mı? dedim. Resulüllah: &#8220;O hesap değildir. Bu dediğin ancak arzdır. Kıyamet gününde hesapta tartışılan kimse azap görecektir&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5122</p>
<p>Abdullah b. Ömer (r.ahm.)<br />
Allah Resulü&#8217; nü (a.s.) şöyle buyururken işittiğini söylemiştir: &#8220;Allah bir kavme azap etmek isteyince o kavim içinde bulunan her ferde azap isabet eder. Sonra herkes amellerine göre diriltilirler.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5127</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/cennet-cennet-nimetleri-ve-cennetliklerin-sifati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>FİTNELER VE KIYAMET ALÂMETLERİ</title>
		<link>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/fitneler-ve-kiyamet-alametleri.html</link>
		<comments>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/fitneler-ve-kiyamet-alametleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 18:50:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis-i Serifler]]></category>
		<category><![CDATA[fitne]]></category>
		<category><![CDATA[FİTNELER VE KIYAMET ALÂMETLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[kıyamet alametleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.peygamber.biz/?p=546</guid>
		<description><![CDATA[FİTNELER VE KIYAMET ALÂMETLERİ Zeynep bt. Cahş&#8217; ın (r.ah.) anlattığına göre: Hz. Peygamber (a.s.) bir kere uykusundan: &#8220;Allah&#8217; tan başka ilah yoktur. Vukuu yaklaşan şerden dolayı vay Arab&#8217; ın haline! Bugün Ye&#8217; cüc ve Me&#8217; cüc seddinden şu kadarı açıldı&#8221; diyerek uyandı. Süfyan eliyle on işareti yapmıştır. Ben: Ey Allah&#8217; ın Resulü! İçimizde bunca iyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>FİTNELER VE KIYAMET ALÂMETLERİ</p>
<p></strong>Zeynep bt. Cahş&#8217; ın (r.ah.) anlattığına göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.) bir kere uykusundan: &#8220;Allah&#8217; tan başka ilah yoktur. Vukuu yaklaşan şerden dolayı vay Arab&#8217; ın haline! Bugün Ye&#8217; cüc ve Me&#8217; cüc seddinden şu kadarı açıldı&#8221; diyerek uyandı. Süfyan eliyle on işareti yapmıştır. Ben: Ey Allah&#8217; ın Resulü! İçimizde bunca iyi kimseler varken biz helak olur muyuz? dedim. Allah Resulü! &#8220;Evet. Pislik ve kötülük çoğaldığı zaman&#8221; diye cevap verdi.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5128</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />
Hz. Peygamber&#8217; in (a.s.): &#8220;Bu gün Ye&#8217; cüc ve Me&#8217; cüc seddinden şunun gibi bir delik açıldı&#8221; buyurdu. Ravi Vuheyb, eliyle doksan işaretini yapmıştır.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5130</p>
<p>Hz. Aişe&#8217; nin (r.ah.) anlattığına göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) uykusunda sıçradı. Biz Ey Allah&#8217; ın Resulü uykunda şimdiye kadar yapmadığın bir şey yaptın dedik. Bunun üzerine: &#8220;Şaşacak şey! Ümmetimden bir takım insanlar Kâbe&#8217; ye sığınmış Kureyşli bir adam sebebiyle Kâbe&#8217; ye kastediyorlar. Nihayet onlar Beyda&#8217; ya ulaştıkları zaman yere batırıldılar&#8221; buyurdu. Biz: Ey Allah&#8217; ın Resulü! Şüphesiz ki yolda bir çok insan olabilir, dedik. Resulüllah: &#8220;Evet, onların arasında bilerek gelenler, zorlananlar ve yolcular da vardır. Bunların hepsi birden helak olacaklar da farklı yerlerden çıkacaklar. Allah onları niyetlerine göre diriltecektir&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5134</p>
<p>Üsame&#8217; nin (r.a.) naklettiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) Medine&#8217; nin burçlarından birine çıkıp baktı da sonra: &#8220;Benim gördüğümü görebiliyor musunuz? Ben evlerinizin aralarında fitnelerin yerlerini, su gözleri gibi görüyorum&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5135</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyurduğunu haber vermiştir: &#8220;Gelecekte bir takım fitneler olacaktır. Fitne zamanında oturan kişi ayakta durandan; ayakta duran yürüyenden; yürüyen koşandan hayırlıdır. Her kim fitnelerin başına dikilirse fitneler onu yıkar. Her kim fitne zamanı sığınacak bir yer bulursa hemen oraya sığınsın.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5136</p>
<p>Ebu Bekre (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nü (a.s.): &#8220;İki müslüman kılıçları ile karşı karşıya geldikleri zaman öldüren de ölen de Cehennemdedir&#8221; buyururken işittim, demiştir. Bunun üzerine ya ben ya da bir başkası: Ey Allah&#8217; ın Resulü! Öldüren böyle ama ölene ne oluyor? dedi. Allah Resulü: &#8220;Ölen de arkadaşını öldürmek istemiştir&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5139</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; nin (r.a.) rivayet ettiğine göre:<br />
Resulüllah (a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;İki büyük fırka savaşıp aralarında büyük bir harp olmadıkça Kıyamet kopmayacaktır. Halbuki ikisinin davası da birdir.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5142</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.) nakledildiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Herc vakıaları çoğalmadıkça Kıyamet kopmaz&#8221; buyurdu. Sahabeler: Ey Allah&#8217; ın Resulü! Herc nedir? diye sordular. Allah Resulü: &#8220;Öldürmek, öldürmek!&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5143</p>
<p>Huzeyfe b. Yeman (r.a.) şöyle anlatır:<br />
Allah&#8217; a yemin ederim ki benimle Kıyametin kopması arasında olacak her fitneyi insanların en iyi bileni benimdir. Bu da bende, Allah Resulü&#8217; nün bana gizlice söylediği, benden başkasına da söylemediği bir sır olmasındandır. Lâkin Allah Resulü, benim de içinde bulunduğum bir mecliste fitnelerden bahsederken bunu söylemiştir. Allah Resulü (a.s.) fitneleri sayarken şöyle buyurdu: &#8220;Onlardan üçü var ki hemen hemen hiç bir şey bırakmayacaktır. Yine onlardan yaz rüzgârları gibi öyle fitneler vardır ki bir kısmı küçük, bir kısmı da büyüktür.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5146</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: &#8220;Fırat nehri (suları gitmesi sebebiyle) altın bir dağı meydana çıkarmadıkça Kıyamet kopmaz. İnsanlar onun için savaşacak ve her yüz kişiden doksan dokuzu öldürülecektir. Onlardan her bir kimse: Keşke kurtulan ben olsaydım! diyecektir.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5152</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyurduğunu haber vermiştir: &#8220;Hicaz toprağından, Busra&#8217; daki develerin boyunlarını aydınlatan bir ateş çıkmadıkça Kıyamet kopmayacaktır.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5164</p>
<p>Abdullah b. Ömer (r.ahm.),<br />
Allah Resulü&#8217; nü (a.s.) doğu tarafına yönelmiş bir halde: &#8220;Haberiniz olsun ki fitne işte şuradadır. İyi biliniz ki fitne bu tarafta, şeytanın boynuzunun çıktığı yerdedir&#8221; buyururken işitmiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5167</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatır:<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Devs kabilesi kadınlarının kalçaları Zu&#8217; l-Halasa&#8217; nın etrafında çalkalanmadıkça Kıyamet kopmaz,&#8221; buyurdu. Zu&#8217; l-Halasa, Tebale&#8217; de, cahiliyet devrinde Devs kabilesinin taptığı bir put idi.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5173</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.) nakledildiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;İnsan, diğer bir insanın kabrinden geçerken: Keşke onun yerinde ben olsaydım! demedikçe Kıyamet kopmaz&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5175</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; nin (r.a.) ifade ettiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Kahtan oğullarından bir kişi çıkıp da insanları sopasıyla sürmedikçe Kıyamet kopmayacaktır&#8221; buyurmuştur.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5182</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />
Hz. Peygamber&#8217; in (a.s.) şöyle buyurduğunu bildirmiştir: &#8220;Sizler, yüzleri deri kaplanmış kalkanlar gibi olan bir kavimle muharebe etmedikçe Kıyamet kopmaz. Ve yine siz, ayakkabıları keçe olan bir kavimle harp etmedikçe Kıyamet kopmaz&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5184</p>
<p>İbn Ömer&#8217; den rivayet edildiğine göre:<br />
Hz. Peygamber (a.s.): &#8220;Sizler Yahudilerle muhakkak muharebe edecek ve onları öldüreceksiniz. Hatta taş bile: Ey müslüman! bu Yahudidir; gel de onu öldür! diyecektir&#8221; buyurmuştur.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5200</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyurduğunu bildirmiştir: &#8220;Müslümanlarla Yahudiler arasında çok kanlı bir muharebe olmadıkça Kıyamet kopmaz. O muharebede müslümanlar Yahudileri tamamiyle öldürürler. Hatta bir Yahudi taş ve ağaç arkasına saklanacak da o taş veya ağaç: Ey Müslüman! Ey Allah&#8217; ın kulu! Şu arkamdaki bir Yahudidir. Hemen gel de onu öldür, der. Yalnız Ğarkad ağacı müstesnadır. Çünkü o Yahudilerin ağaçlarındandır.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5203</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />
Hz. Peygamber&#8217; in (a.s.): &#8220;Kendilerinin Allah&#8217; ın peygamberi olduğunu iddia eden otuza yakın yalancı Deccal gönderilmedikçe Kıyamet kopmaz&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5205</p>
<p>Ebu Saîd Hudrî (r.a.)<br />
şöyle anlatır: Ben Mekke yolunda İbn Saîd&#8217; e yoldaşlık ettim. Bana: Benim Deccal olduğumu iddia eden bazı insanlarla karşılaştım. Sen Allah Resulü&#8217; nün (a.s.): &#8220;Deccal&#8217; in çocuğu yoktur&#8221; buyurduğunu işitmedin mi? dedi. Ben de: Evet dedim. İşte benim çocuğum doğdu! Sonra sen Allah Resulü&#8217; nü &#8220;Deccal, Medine&#8217; ye ve Mekke&#8217; ye giremeyecektir&#8221; buyururken işitmedin mi? dedi. Ben: Evet diye cevap verdim. İbn Saîd: Muhakkak ki ben Medine&#8217; de doğdum ve işte şimdi de Mekke&#8217; ye gitmek istiyorum dedi. Ve sonra sözünün sonlarında bana: Fakat vallahi ben Deccalin nerede ve ne zaman doğduğunu ve şimdi nerede bulunduğunu pek iyi bilirim dedi. Böyle söyleyerek kafamı karıştırdı.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5209</p>
<p>Cabir b. Abdullah&#8217; ın (r.a.) rivayetinde anlatıldığına göre: Muhammed b. Münkedir<br />
Ben Cabir b. Abdullah&#8217; ı, İbn Saîd&#8217; in Deccal olduğunu Allah&#8217; a yemin ederek söylerken gördüm. Ben de: Allah&#8217; a yemin mi ediyorsun? dedim. Cabir: Ben, Ömer b. Hattab (r.a.) da Peygamber&#8217; in yanında İbn Sayyad&#8217; ın Deccal olduğuna yemin ettiğini işittim. Peygamber (a.s.) onun bu yeminine karşı çıkmadı, dedi.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5214</p>
<p>Abdullah b. Ömer&#8217; in (r.ahm.) anlattığına göre:<br />
Ömer b. Hattab (r.a.) Allah Resulü (a.s.) ile beraber bir cemaat içinde İbn Sayyad&#8217; ın bulunduğu tarafa gitti. Allah Resulü, İbn Sayyad&#8217; ı Benu Meğale soyunun kalesi yanında çocuklarla oynarken buldu. İbn Sayyad o sırada henüz büluğ çağına yaklaşmıştı. Allah Resulü onun sırtına eliyle dokununcaya kadar farkına varmadı. Allah Resulü: Benim Allah Resulü olduğuma şahadet eder misin? diye sordu. Bunun üzerine İbn Sayyad Allah Resulü&#8217; ne baktı ve: Senin ümmilerin Peygamberi olduğuna şahadet ederim, dedi. Sonra İbn Sayyad Resulüllah&#8217; a: Sen de benim Allah Resulü olduğuma şahadet eder misin? dedi. Resulüllah (a.s.) onu reddetmiş ve: Ben Allah&#8217; a ve Allah&#8217; ın Resullerine iman ettim buyurdu. Sonra Allah Resulü ona: Ne görüyorsun bakalım? diye sordu. İbn Sayyad Bana doğrucu da gelir, yalancı da, diye cevap verdi. Bunun üzerine Allah Resulü: Senin işin çok karışık, buyurdu. Sonra Allah Resulü İbn Sayyad&#8217; a: Ben gönlümde senin için bir şey sakladım, dedi. İbn Sayyad O dumandır, diye cevap verdi. Bunun üzerine Allah Resulü ona: Sus! Sen asla değerini aşamazsın, buyurdu. Bu sırada Ömer b. Hattab Ey Allah&#8217; ın Resulü! Müsaade buyur da şunun boynunu vurayım dedi. Allah Resulü de ona: Eğer bu Deccal ise sen ona asla musallat olamazsın. Deccal değil ise onu öldürmekte senin için bir hayır yoktur, buyurdu. Abdullah&#8217; ın oğlu Salim, Abdullah b. Ömer&#8217; i (r.ahm.) şöyle derken işittim demiştir: Allah Resulü (a.s.) bundan sonra Ubey b. Kaab Ensari ile beraber İbn Sayyad&#8217; ın bulunduğu hurmalığa gitti. Nihayet Allah Resulü hurmalığa girdiği zaman hurma gövdeleriyle gizlenmeye başladı. Allah Resulü İbn Sayyad kendisini görmeden İbn Sayyad&#8217; dan bir şeyler işitmek istiyordu. Allah Resulü onu kadife örtüsü içinde bir şilteye yaslanmış, bir şeyler mırıldanırken gördü. Tam bu sırada İbn Sayyad&#8217; ın annesi, hurma ağacının arkasına gizlenmiş bulunan Allah Resulü&#8217; nü gördü ve hemen İbn Sayyad&#8217; a Ey Safi! İşte Muhammed! diye seslendi. Safi, İbn Sayyad&#8217; ın ismidir. İbn Sayyad hızla kalktı. Bunun üzerine Allah Resulü yanındaki sahabelerine: &#8220;Kadın onu bıraksaydı ne olduğunu beyan edecekti&#8221; buyurdular. Salim b. Abdullah, Abdullah b. Ömer&#8217; in şöyle dediğini söylemiştir: Bunun üzerine Allah Resulü (a.s.) insanlar içinde ayağa kalktı ve Allah&#8217; ı gerektiği şekilde övdü. Sonra Deccali zikredip şöyle buyurdu: &#8220;Ben sizleri ona karşı uyarırım. İstisnasız bütün Peygamberler kavmini Deccal&#8217; den sakındırmıştır. Nuh da kavmini ondan sakındırmıştır. Fakat şimdi ben size onun hakkında, hiç bir Peygamber&#8217; in söylememiş olduğu bir şey söyleyeceğim: İyi biliniz ki onun bir gözü kördür. Yüce Allah ise kör değildir.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5215</p>
<p>Enes b. Malik&#8217; ten (r.a.) bildirildiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Ümmetini tek gözü kör ve pek yalancı olan (Deccal)dan sakındırmamış hiç bir Peygamber yoktur. Dikkat edin ki onun bir gözü kördür. Rabbiniz ise tek gözlü değildir. Onun iki gözünün arasında -Kefere- yazılmıştır.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5219</p>
<p>Huzeyfe (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.): &#8220;Deccal sol gözü kör, gür saçlı bir kimsedir. Beraberinde Cennet ve Cehennem vardır. Onun Cehennemi Cennet, Cenneti de Cehennemdir&#8221; buyurduğunu söylemiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5222</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217; den (r.a.) nakledildiğine göre:<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Dikkat edin! Size Deccal hakkında öyle bir şey bildireceğim ki hiç bir Peygamber kendi kavmine söylememiştir. Onun bir gözü kördür. Hem Cennetin, hem Cehennemin bir benzeri de onunla beraber gelecektir. Fakat onun Cennet dediği Cehennemdir. Nuh, ona karşı kavmini nasıl uyardıysa, ben de sizi uyarıyorum&#8221; demiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5227</p>
<p>Ebu Saîd Hudrî (r.a.) şöyle anlatır:<br />
Allah Resulü (a.s.) bir gün bize Deccal hakkında uzun bir konuşma yaptı. Söyledikleri arasında şu da vardı: Buyurdular ki: &#8220;Deccal gelecektir. Fakat Medine yollarına girmek ona haram kılınmıştır. Medine etrafındaki bazı işlenmeyen arazilere kadar varacaktır. O günün en hayırlı bir siması yahut insanların en hayırlılarından birisi Deccale karşı çıkar ve: Şahadet ederim ki muhakkak sen, Allah Resulü&#8217; nün bize haber vermiş olduğu Deccalsın! der. Bunun üzerine Deccal Şimdi ben bu adamı öldürür, sonra diriltirsem ne dersiniz? Bu işte şüphe eder misiniz? diye sorar. Hayır, derler. Deccal o kimseyi hemen öldürür, sonra da diriltir. Ve diriltir diriltmez o kimse: Vallahi senin hakkında hiç bir zaman şimdiki kadar basiretli olmamışımdır, der. Bunun üzerine Deccal onu tekrar öldürmek ister. Fakat ona musallat olamaz.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5229</p>
<p>Muğire b. Şu&#8217; be (r.a.) şöyle anlatır:<br />
Hiç bir kimse Peygamber&#8217; e Deccal hakkında benim kadar çok sual sormamıştır. Allah Resulü (a.s.) bana: Ondan seni yoran nedir ki? O sana zarar veremez, buyurdu. Ben de: Ey Allah&#8217; ın Resulü! Onun yanında yiyecekler ve nehirler var, diyorlar dedim. Allah Resulü: O, Allah nezdinde bundan daha değersizdir buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5231</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.)<br />
Allah Resulü&#8217; nün (a.s.) şöyle buyurduğunu bildirmiştir: &#8220;Mekke ile Medine dışında Deccal&#8217; ın ayak basmayacağı hiç bir belde yoktur. Medine&#8217; nin bütün yollarında, orayı koruyan saf saf melekler vardır. Deccal, Sıbha&#8217; ya (çorak bir araziye) iner. Medine üç defa sarsılır. Bütün kâfir ve münafıklar Deccal&#8217; ın yanına doğru Medine&#8217; den çıkarlar.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5236</p>
<p>Sehl b. Sa&#8217; d (r.a.)<br />
Ben Peygamber&#8217; i (a.s.), şahadet parmağı ve orta parmağı ile işaret ederek: &#8220;Kıyamet günü ile ben şöyle gönderildim&#8221; buyururken işittim demiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5244</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.)<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;Kıyamet günü ile ben şu iki parmak gibi gönderildim&#8221; buyurdu demiştir.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5245</p>
<p>Hz. Aişe&#8217; nin (r.ah.) anlattığına göre:<br />
Bedevi Araplar Allah Resulü&#8217; nün yanına geldikleri zaman: Kıyamet ne zaman kopacak, diye Kıyameti sorarlardı. Allah Resulü de onlardan en genç olana bakar ve: &#8220;Eğer şu yaşarsa; o ihtiyarlamadan Kıyametiniz kopabilir&#8221; buyururdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5248</p>
<p>Enes b. Malik&#8217; in (r.a.) anlattığına göre:<br />
Bir adam, Resulüllah&#8217; a: Kıyamet ne zaman kopacak? diye sordu. Bu sırada yanında Ensar&#8217; dan Muhammed adında bir çocuk bulunuyordu. Allah Resulü (a.s.): &#8220;Eğer bu çocuk yaşarsa umulur ki o ihtiyarlamadan Kıyamet kopar&#8221; buyurdu.<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5249</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />
Allah Resulü (a.s.): &#8220;İki üfürme arasında kırk vardır&#8221; buyurdu dedi. Ey Ebu Hureyre, kırk gün mü? dediler. Cevap vermekten çekindim. Onlar: Kırk ay mıdır? diye sordular. Ben çekindim. Bu, kırk sene mi? diye sordular. Ben yine çekindim. Allah Resulü: &#8220;Sonra Allah semadan su indirir de onlar sebzenin bitmesi gibi biterler&#8221; buyurdu. Keza Allah Resulü: &#8220;Bir tek kemik müstesna, insanın çürümeyecek hiç bir yeri yoktur. O da kuyruk sokumu kemiğidir. Kıyamet gününde tekrar yaratma ondan terkip edilecektir.&#8221;<br />
Sahih-i Müslim&#8217; deki hadis numarası: 5253</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.peygamber.biz/hadis-i-serifler/fitneler-ve-kiyamet-alametleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
